CUMHURİYET'iN KADIN KONUSUNDA 5 ARALIK DEVRİMİ | İmaj Haber : İmaj Haber
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Sağanak Yağışlı

CUMHURİYET’iN KADIN KONUSUNDA 5 ARALIK DEVRİMİ

CUMHURİYET’iN KADIN KONUSUNDA 5 ARALIK DEVRİMİ
05.12.2020
65
A+
A-

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş savaşını birlikte veren, cepheye erzak ve cephane taşıyan kadınlarımıza, haklarını teslim etmiş, eşit yurttaşlık temelleri üzerine kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda kadın erkek eşitliğinin teminat altına alınmasını sağlamıştır.

Çağdaş, demokratik ve laik bir toplumu hedefleyen başta Mustafa Kemal Atatürk ve yeni kurulan TBMM, kadınların insan haklarından eşit olarak yararlanması için gerekli düzenlemeleri yaparak, siyasi haklarını da teslim etmişlerdir.

1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933‘te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakları kadınlarımıza tanınmıştır.

5 Aralık 1934’de yürürlüğe giren yasa ile Teşkilat-ı Esasiye Kanununun 10 ve 11. maddeleri değiştirilerek kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınması dolayısıyla kutlanan 5 Aralık; Türk kadınına siyasi hakların tanındığı bir Cumhuriyet devrimidir.

Kurucu irade tarafından kadınsız devrim olmaz anlayışıyla
Cumhuriyet devrimlerinin sağladığı fırsat eşitliği, kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesiyle taçlandırılmıştır.

Ancak aradan geçen 86 yılda kadının siyasi temsiliyette çok düşük seviyelerde kalması, Atatürk’ün devrimlerine ve Cumhuriyet’in kazanımlarına yeterince sahip çıkılmadığının bir göstergesidir.

Darbeler, ara rejimler, demokrasiden uzaklaşılan her dönem, kadın temsiliyetini sekteye uğratmıştır.

Son yıllardaki en büyük eksikliklerden biri mevcut siyasi partiler yasasında kadın temsiliyeti konusunda teşvik edici bir maddenin olmamasıdır.

Bir diğer sorun ise siyasi kutuplaşmanın tavan yaptığı günümüzde Mecliste gurubu bulunan siyasi partiler başta olmak üzere aday belirme süreçleri emek, liyakat gibi objektif kriterler veya ön seçim, eğilim yoklaması gibi demokratik yöntemlerle değil, merkez yoklaması adı altında, üst yönetimlerde antidemokratik bir biçimde belirlenerek, tanımadığı bilmediği, tasvip etmediği adaylar halkın önüne konmaktadır.

Parti içi demokrasi işletilmemekte ve halk aday belirleme süreçlerine katılamamaktadır.

Tüm bu anti demokratik süreçler en çok nüfusun yarısını oluşturan kadını olumsuz etkilemekte ve sadece seçen konumuna düşürmektedir.

Örneğin üniversitelere bir bakacak olursak; bilimsel yöntem ve objektif kriterlerle belirlenen akademisyenlerin kadın erkek oranında bir denklik olduğu görülmektedir. Kadınlar eşit koşullarda yarışılan her yerde iyi bir oran yakalamış olsalar da, rektör olmaya gelince yine siyasi partilerdeki benzer faktörler devreye girmekte ve kadınlar bu temsiliyete daha az erişebilmektedir.

Şöyle ki Türkiye’deki 202 üniversitenin; devlet üniversitelerinde 6, vakıf üniversitelerinde 8 kadın, olmak üzere toplam 14 kadın rektörü var ve bu da toplamın yüzde 7’sine karşılık geliyor.

24 Haziran 2018 genel seçiminde Meclis’ te kadın milletvekili oranı maalesef yüzde 17’de kaldı.

31 Mart Yerel seçimde belediye başkanı adayı gösterilen kadın oranı yüzde 7. 8’de kalmış, seçilmesi zor yerlerden aday oldukları için de çok az kadın seçilebilmiştir.

Siyasi partiler güçlü oldukları, hangi adayla girerse girsin seçimi çok kolay kazandıkları yerlerde genelde hiç bir kadını aday göstermemişlerdir.

Kadının devrimle elde ettiği hakkarı koruyabilmesi için demokrasi mücadelesi vermesi gerektiği görülmektedir. Parti içi demokrasi mücadelesi ile adaylaşmasının antidemokratik bir şekilde engellenmesinin önüne geçilmelidir.

Kadının diğer vermesi gereken en önemli mücadelelerden biri de anti-emperyalist mücadeledir.

Dominik Cumhuriyeti’nde, Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden muhalif hareketin öncülerinden olan Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşlerin 25 Kasım 1960 yılında emperyalizmin getirdiği dikta rejimi tarafından arabalarından zorla indirilerek tecavüz ve işkenceyle vahşi bir şekilde katledilmeleri bunun en acı örneklerinden biridir.

Las Tesis’in danslı protesto şarkısına konu olan; Şili’de gözaltına alındıktan sonra vahşice işkence edilmiş bedeni Santiago’daki belediye binasının demirlerine asılı bulunan pandomim sanatçısı Daniela Carrasco’nun katli de diğer unutulmaz acı bir örnektir.

Bütün bu devrimci kadınların hunharca katli, emperyalizmin demokrasi dışı yöntemlerle iktidara getirdiği dikta rejimlerinin uyguladıkları zulümlerdir.

Bizde de Cumhuriyet rejimini değiştirmek üzere kurulan FETÖ’un kumpas davaları kadını pas geçmemiştir.

“Her kadının Cumhuriyet’e borcu var” diyen, ailesinin sosyo ekonomik düzeyi sebebiyle okuma şansına sahip olmayan kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlayan; Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğini kuran Prof. Dr. Türkan Saylan da hasta haliyle tutuklanmış ve bu acılı günlerde yaşama veda etmiştir.

Dışarıdan destekli rejimler ve örgütler genelde halka baskı ve zulüm uygulamışlardır. İnfial yaratmaya, korku salmaya yönelik bu tür eylemlerin en korkuncu ya direk kadına yönelik olmakta yada kadın kaybettiği evlatlarının hasretiyle yıllarca Şehit Anneleri, Cumartesi Anneleri ve Diyarbakır Anneleri’nde olduğu gibi acıyı yaşamaktadır.

Bu nedenle kadınlar, ülke içinde kendi hak ve özgürlüklerine sahip çıkıp bir yandan demokrasi mücadelesi verirken bir yandan da dışarıdan gelecek emperyalist müdahalelere karşı ülkenin tam bağımsızlığı için mücadele etmelidir.

Cumhuriyet’in, Kadına Seçme ve Seçilme Hakkı’nın verildiği 5 ARALIK gibi devrimlerini yaşatmak sadece tarihe değil geleceğe de sahip çıkmaktır.

Dr. Handan Toprak Benli

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.