İYİ PARTİ EKONOMİ POLİTİKALARI BAŞKANI CİHAN PAÇACI'NIN BASIN AÇIKLAMASI | İmaj Haber : İmaj Haber
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

İYİ PARTİ EKONOMİ POLİTİKALARI BAŞKANI CİHAN PAÇACI’NIN BASIN AÇIKLAMASI

İYİ PARTİ EKONOMİ POLİTİKALARI BAŞKANI  CİHAN PAÇACI’NIN BASIN AÇIKLAMASI
02.04.2020
60
A+
A-

“PARTİ TEMSİLCİLERİNİN BULUNDUĞU BİR KRİZ ÇALIŞMA GRUBU OLUŞTURUN”
Değerli Basın Mensupları,
Yaşadığımız salgın bize bir kez daha gösterdi ki gözle görülemeyecek kadar küçük bir zerrecik, koskoca dünyanın altını üstüne getirebiliyor, kaderini değiştirebiliyor. “Denizlerden kalkan tuz zerrecikleri, çöllerden kalkan toz zerrecikleri” diyen yüce kitabımız, aslında bize ne kadar güçsüz olduğumuzu, bir zerrecikle hayatımızın nasıl kolayca alt üst olabileceğini de söylüyor.
Hal böyleyken; bir zerreciğin karşısında ne Trump’ın Patriotları, ne Putin’in S-400’leri, ne dünya liderlerinin ekonomik gücü, ne de ŞAHSIM ülkesinin Cumhurbaşkanı hiçbir şey yapamıyor, çaresiz kalıyor.
AKIL VE BİLİMDEN UZAKLAŞTIKÇA, SEVGİDEN MAHRUM KALDIKÇA, FELAKET BÜYÜYOR.
Çözümü için dönüp kilitlendiğimiz iki şey var. Biri, Allah’ın insana verdiği akıl ve onun ürettiği bilim, diğeri sevgi. O zerreciğe karşı en etkili silahımız akıl ve bilimdir. Gözümüz kulağımız bilim insanlarından gelecek haberlerde. Birbirimize sevgi taşıdığımız sürece de, hareketlerimize dikkat ediyor, bir başkasına bulaştırmamak için azami dikkat gösteriyoruz. Hayatın en önemli gerçeği, göremediğimiz kadar küçük bir zerrecik, görebildiğimiz devasa büyüklükteki silahları, ekonomileri, güçleri, hesapları, tek bir darbeyle yerle bir edebiliyor. Akıl ve bilimden uzaklaştıkça, sevgiden mahrum kaldıkça, felaket büyüyor. Hepimizin gözleri önünde yaşanan bir gerçek var ki, o da; bir zerrecik dünyanın kaderini değiştirebiliyor. Kendini ulaşılmaz zannedenlerin, kendini yenilmez zannedenlerin, kendini, ülkelerin, dünyanın sahibi zannedenlerin, şapkayı önlerine koyup düşünme vaktidir. Gerçek gün gibi karşımızda duruyor. Göremeyeceğimiz kadar küçük bir zerrecik, geliyor, ulaşıyor, yeniyor ve sahip olduğumuz ne varsa bir anda alıp götürebiliyor. Bakın gerçek, kapı gibi önümüzde duruyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacak.
DEVLET VE MİLLET ARASINDAKİ “GÖBEK BAĞI” KESİLDİ
31 Aralıktan itibaren Dünyayı esir alan Covid-19 virüsü, dünya düzenini ve birçok değeri değiştirecek ölçüde tahribatını artırarak sürdürmektedir.
Aslında burada çıkarılacak çok büyük dersler vardır. Gözle görülemeyecek kadar küçük bir zerrecik dünyayı esir almıştır. Kendini çok güçlü hisseden ve dünyaya düzen vermeye çalışan insanlar ve ülkeler bu zerrecik karşısında aciz konumdadır.
Virüse karşı henüz ilaç ve aşı bulunamaması, virüsün çok hızlı yayılma özelliği tüm dünyada insanlığını tehdit etmeye devam etmektedir.
Resmi rakamlara göre dünyada bugün vaka sayısı yaklaşık 1 milyona ulaşmış ve virüsten hayatının kaybedenlerin sayısı 50 bini bulmuştur.
Maalesef gerek vaka sayısı gerekse de ölüm sayısı geometrik biçimde artmaktadır.
Ülkemizde de virüs hızla yayılmaya devam etmektedir. Virüse karşı alınması gereken tedbirler taksit taksit ve gecikmeli olarak alınmaya çalışılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel varoluş değerlerinin, siyasi fanatizme teslim edilmesinin sonucu, devlet ve millet arasındaki “göbek bağı” kesilmiş ve ileride yaşanması muhtemel sosyal, ekonomik ve politik krizlere hem devlet hem de millet savunmasız hale getirilmiştir. Devleti yönetenler, kriz yönetimi konusunda niteliksiz bir durum sergilemiş ve reaksiyon vermekte gecikmişlerdir. Ayrıca iktidar Koranavirüs krizini siyasi ve ideolojik perspektiften okumaya ısrarla devam etmektedir. Kriz sürecinin siyasallaştırıldığının en bariz göstergesi ise bağış kampanyasında yaşanmıştır. Belediyelerin başlatmış olduğu bağış kampanyaları durdurulmuştur.
ANKARA VE İSTANBUL BELEDİYESİ AK PARTİ’DE OLSAYDI BU KARARLAR ALINIR MIYDI?
Virüs dil, din, ırk ayrımı yapmadan herkesi vurmaktadır. Bu dönemde siyasi tavırla hareket edilmesi son derece yanlıştır. Millet can derdinde, ekmek derdinde iken iktidar maalesef siyasi rant derdine düşmüştür. Ankara ve İstanbul Belediyesi AK Partinin elinde olsaydı bu kararlar alınır mıydı? Kaldı ki belediyeler İç İşleri Bakanlığının denetimine tabidir. Toplanan bağışın her bir kuruşu İç İşleri Bakanlığınca denetlenebilir. Buna rağmen belediyelerin bağış toplamasının önlenmesi aslında yardıma muhtaç vatandaşlara yapılacak yardımı önlemektedir. İktidarın geçmiş dönemlerde aracılık ettiği kampanyalarda toplanan paraların nereye ve kimlere gittiği şeffaf bir biçimde açıklanmamıştır.
Dolayısıyla birçok vatandaş iktidarın öncülük ettiği kampanyalara kuşku ile bakmaya başlamıştır. En kısa sürede yerel yönetimlerin de kampanya başlatarak ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım etmesinin önü açılmalıdır.
21 GÜN SÜRELİ ZORUNLU KARANTİNA UYGULAMASINA DERHAL GEÇİN
Değerli Basın Mensupları,
Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in sürekli “Zorunlu Karantina Uygulanması” gerektiğini ifade etmesine rağmen iktidar, halkın zaruri ihtiyaçları karşılama mecburiyeti doğabileceği sebebiyle “Zorunlu Karantina Uygulamasını” devreye sokmamıştır. Daha dün Sağlık Bakanı Sayın Koca, bir hastanın otuz kişiye hastalık bulaştırdığını ifade etmiştir. Bu gerçek karşısında halen zorunlu karantina uygulamasına geçilmemesi insan hayatı açısında çok büyük risk taşımaktadır. İktidarın bu inadı devam ettiği sürece korkarım ki ülkemizde vaka ve ölüm sayısı önümüzdeki bir aylık sürede kontrolü çok güç bir noktaya gelebilecektir. Böyle bir gelişme sağlık sistemimizi de önemli ölçüde tahrip edecektir. Buradan İYİ Parti olarak, tekrar ifade ediyoruz ki 21 gün süre ile zorunlu karantina uygulamasına derhal geçin. Halkımızın sağlığı her şeyin üstündedir. Bu kararı almayanlar manevi sorumluluktan ve vebalden kurtulamayacaktır. Son kez tekrarlıyorum, lütfen derhal 21 gün süreli zorunlu karantina uygulaması başlatın. Aksi halde yarın çok geç olabilir.

EKONOMİ ÜZERİNE GETİRECEĞİ OLUMSUZ SONUÇLARIN 2008’DEN DAHA BÜYÜK OLACAĞI BELİRTİLİYOR
Değerli Basın Mensupları,
Koronavirüsün insan sağlığı dışındaki diğer tahribatı ekonomik sistemler üzerinde görülmektedir. Özellikle bizim gibi gelişmekte olan ve ekonomileri kırılgan olan ülkelerde çok büyük sarsıntı yaşanacağı dünyanın birçok kuruluşu tarafından ifade edilmektedir.
Ekonomisi güçsüz ülkelerde durgunluğun artması ve para birimlerindeki değer kayıpları ve bunların ekonomi üzerinde getireceği olumsuz sonuçların 2008 Global krizinden daha büyük olacağı belirtilmektedir.
Dünyadaki birçok ülke kendi vatandaşlarını ekonomik krizden korumaya yönelik ekonomik paketler açıklamaktadır. Bugüne kadar açıklanan ekonomik paketler yaklaşık 7 trilyon doları geçmiştir.
500 MİLYAR TL’LİK BİR PAKET AÇIKLANMASI GEREKMEKTEDİR
Ekonomik paketler genellikle o ülkenin Gayri Safi Milli Hasılasının %8-12 si büyüklüğündedir. Ülkemizde ise Ekonomik Önlem Kalkanı adı verilen 100 milyar TL’lik bir paket açıklanmıştır. Ancak 100 milyar TL’nin ancak 25 milyar TL’si kullanılabilir durumdadır. Diğer bölümleri ise geleceğe yönelik taahhüt ve teşviklerden oluşmaktadır. Yeniden gerçek bir kriz paketi ve kriz yönetim stratejisine ihtiyaç vardır. İktidar bu krize ciddi önlem almak istiyor ise Gayri Safi Milli Hasılamızın % 10 u olan 480 – 500 milyar TL’lik bir paket açıklaması gerekmektedir. Açıklanacak bu pakette mutlaka öncelik sırası bulunmalıdır. Öncelikle insanların karnı doyurulmalı, yani vatandaşa doğrudan yardım yapılmalıdır. İkinci öncelik ise insanların işini kaybetmesini önleyecek tedbirler alınmalıdır. Bunun için özellikle küçük esnaf ve KOBİ’lerin ayakta kalmaları sağlanmalıdır. Üçüncü öncelik ise işletmelerin durgunluktan dolayı kayıplarının önlenmesi ve mevcut borçlarını ödeyebilmeleri için bu borçların faizsiz ötelenmesi ve yeniden yapılandırılması şarttır. Ayrıca hayati önem taşıyan tarım kesimimizde, çiftçilerimize, doğrudan destek sağlanmalıdır.
İŞSİZLİK RAKAMI BU KRİZ SONRASI %20-25 SEVİYELERİNE ÇIKABİLİR
Bugün Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile 210 bin iş yeri kapatılmıştır. Ayrıca durgunluktan dolayı kapanan iş yerleri ile birlikte bu sayı yaklaşık 400 bine ulaşmaktadır. Bu iş yerlerinde çalışan ekmeğini kazanan insanlarımız işsiz konumuna düşürülmüştür. 2018’den bu yana yaşadığımız ekonomik kriz dolayısıyla % 13.7’ye ulaşan işsizlik rakamı bu kriz sonrası % 20 – 25 seviyelerine çıkabilecektir. Açıklanan ekonomik önlemler kalkanı işsizlik problemini çözmekten çok uzaktır.
Deutsche Bank, 20 Mart 2020 tarihinde açıkladığı raporunda Koronavirüsün ekonomik hasarı, İkinci Dünya Savaşından bu yana en büyük kriz olarak nitelendirmekte ve hesaplamalarında ABD ekonomisi için eksi % 7.8, Çin için eksi % 2.5, Avrupa Birliği için ise eksi % 13.3 küçülme öngörmektedir. Neredeyse her gün yapılan araştırmalar Dünya ekonomilerinin eksi % 5 ile % 10 arasında küçüleceğini göstermekte ve bu raporlardaki küçülme oranları Covid-19 salgınının devamı ile artmaktadır.
Yukarıdaki beklentiler ile bakıldığında, Koronavirüsün Türkiye ekonomisine eksi % 5-8 aralığında bir küçülme yaratacağı beklenmelidir. Bu durumda etkilenecek sektörlerimiz başta Turizm, inşaat, otomotiv, tüketici perakende, hava yolu taşımacılığı olarak öngörülmektedir. Bu sektörlerin mutlaka ciddi biçimde desteklenmesi gerekmektedir.
FİRMALARIN ÜÇ AY SONRA BORÇLARINI ÖDEYECEK KADAR GELİR ÜRETMELERİ MÜMKÜN DEĞİLDİR
Koronavirüsün ekonomik etkisi her sektörde aynı olmayacağı gibi sektörler içinde de işletmeler farklı ölçüde hasar görecektir. 2018’den bu yana ekonomik krizden etkilenen firmalarımız Koronavirüsüe zaten oldukça fazla bir banka borcu ile yakalanmışlardır. Firmalarımız, halen hem gelirleri düşerken hem de borç ödemek zorunda kalmaktadır. Bu firmalarımızın hükümetin önerdiği gibi banka borçları ertelenmiş olsa dahi, üç ay sonra borçlarını ödeyecek kadar gelir üretmeleri mümkün değildir. Bu durumda firmaların ödenemeyen banka kredileri, bankalarda batık göletlerinde dengelenmeye bırakılacaktır.
2020 Mart ayı itibariyle bankalarımızda 152 milyar TL ve % 5.3 olan sektör batık kredi oranı ilk etapta % 10’lara çıkabilir. Ancak esas sorun 2018 krizinde, kredi ödemede sorunlu hale gelmeye başlayan ve yakın izlemede tutulan kredilerin bakiyesidir. Bilindiği üzere yakın izlemedeki krediler batık krediden önceki süreç olup Eylül 2019 sonu itibariyle 218 Milyar TLdir. Batık kredilerin yakın izlemedeki tutarla birlikte toplamı ise 450 milyar TL olacaktır. Ayrıca Koronavirüs etkisiyle ilave 150 Miyar TL yeni bir batık kredi ile düşündüğümüzde batık kredi tutarının toplam kredilere oranı % 21 seviyesine çıkabilecektir.
DEVLETİ YÖNETENLER OLAYIN CİDDİYETİNİ HENÜZ ANLAMIŞ GÖRÜLMÜYOR
Bu oran tabi ki bankacılık sektörü ortalaması olup bankadan bankaya farklılık gösterebilir. Bu durumda krizden daha negatif etkilenecek olan otel, turizm, perakende ve inşaat sektörlerinde fazla kredi riski bulunduran bankalar hareket edemez hale gelip tüm sistemi olumsuz bir noktaya taşıyabilir. İktidarın bankalara güveni oluşturacak tedbirler alması elzemdir.
Devleti yönetenler, olayın ciddiyetini henüz anlamış görülmemektedir. Türkiye hızla resesyona sürüklenmektedir. Bu yönetim biçimiyle enflasyon, işsizlik ve TL de değer kaybının maalesef devam edebileceğini ifade edebiliriz.
Bu kriz döneminde insanların paraya ulaşmasını sağlamak devletin en öncelikli temel görevi olmalıdır. Unutulmamalıdır ki ekonomik krizin büyüklüğü ve tahribatı virüsün kontrol altına alınma süresine bağlıdır. Bu nedenle sözlerimin başında ifade ettiğim üzere derhal ve acilen zorunlu karantina uygulamasına geçilmelidir.

TÜRKİYE RASYONEL YÖNETİLEMEMEKTEDİR
Bir ülkenin itibarı binlerce odası bulunan lüks saraylar yapılarak elde edilemez, bir ülkenin itibarı o ülkenin Cumhurbaşkanının emrine on üç uçak verilerek sağlanamaz. Bir ülkenin itibarı kendi vatandaşına sahip çıkılarak can ve mal güvenliğini temin edilerek verilir. Bugün Türkiye dışarıdan borç bulmakta zorlanan bir ülke konumundadır ve Türkiye rasyonel yönetilememektedir. Yeni ve ucube sistemle Türk devleti bir kişinin iki dudağının arasına sıkıştırılmıştır. Ve bütün stratejik kararlar bir kişi tarafından alınmaktadır. Bu sistemle iktidar maalesef her çıkan krizin altında kalmaktadır. İYİ Parti olarak sürekli bu ucube sistemin yanlış olduğunu mutlaka iyileştirilmiş parlamenter sisteme dönülmesini ifade ettik. Ancak bu taleplerimiz göz ardı edildi. Bugün bu ağır krizi çözmek için tek bir kişinin aklına değil, ortak akla ihtiyaç vardır. Siz kendinizi ve çevrenizi sarayda koruyabilirsiniz. Ancak ekmeğini kazanmak için dışarı çıkmak zorunda kalan ve 1000 TL yardım parası almak için PTT kuyruğundaki izdiham yaratan vatandaşa sahip çıkmak zorundasınız. Milletin adamlığı, bunu gerektirmektedir.
“AYRIŞMAYA DEĞİL, BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE SİYASET ÜSTÜ BİR ÇALIŞMAYA İHTİYAÇ VARDI”
İYİ Parti olarak, Sayın Cumhurbaşkanına seslenmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı, Genel Başkanımız Sayın Meral AKŞENER’in de daha önce dile getirdiği gibi parti liderlerini tek tek veya topluca çağırıp görüş alışverişinde bulunun.
Parti temsilcilerinin bulunduğu bir kriz çalışma grubu oluşturun. Böyle bir yöntemi benimsediğiniz takdirde İYİ Parti olarak bu krizin en az hasarla atlatılması için katkı sağlayacağımızı buradan kamuoyuna ifade etmek istiyorum.
Ayrışmaya değil, birlik ve beraberlik içerisinde siyaset üstü bir çalışmaya ihtiyaç vardır.
Bu millet bu krizi, ancak bir ve beraber olarak dayanışma ruhuyla çözebilecektir.
Hepinize saygılar sunuyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.