İYİ PARTİ GENEL BAŞKANI MERAL AKŞENER'İN GRUP TOPLANTISI KONUŞMA | İmaj Haber : İmaj Haber
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

İYİ PARTİ GENEL BAŞKANI MERAL AKŞENER’İN GRUP TOPLANTISI KONUŞMA

İYİ PARTİ GENEL BAŞKANI MERAL AKŞENER’İN GRUP TOPLANTISI KONUŞMA
15.07.2020
75
A+
A-

Aziz milletim, değerli milletvekilleri, kıymetli basın mensupları;
Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Konuşmamın başında;
Ermenistan’ın, can Azerbaycanımıza yaptığı saldırıda,
şehit düşen kardeşlerimize Allah’tan rahmet,
yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Haklı davalarında her zaman yanlarındayız, yanlarında olmaya da devam edeceğiz.
İktidardan da, bu zor zamanlarında,
kardeşlerimizin yanında durma iradesini göstermelerini bekliyoruz.

Değerli milletvekilleri;
Sakarya’da, havai fişek fabrikasındaki patlamada kaybettiğimiz,
emekçilerimizin yasını tutarken,
bilinçsizlik, plansızlık nedeniyle,
5 gün önce yaşanan ikinci bir patlamada,
şehit verdiğimiz askerlerimize kahrolduk.

Ruhları şad olsun.
Allah, ailelerine, sevdiklerine sabır versin.
Milletimizin başı sağ olsun.

Türkiye’yi maalesef, insan hayatını önemsemeyen,
ciddiyetsiz bir anlayış yönetiyor.
Bu anlayışın neden olduğu;
daha önce Soma’da, İstanbul’da, Pamukova’da, Çorlu’da şahit olduğumuz,
Nice insanımızın canına mal olan,
sorumsuzluklar zinciri devam ediyor.

Daha önceki acılarda yaptıkları gibi yine,
sanki böyle bir acı hiç yaşanmamış gibi davrandılar.
Olayı geçiştirdiler.
Gerekli tedbirlerin alınıp, öyle imha edilmesi gerekirken,
Patlama olmuş, yangın çıkmış bir fabrika enkazına evlatlarımızı gönderdiler.
Mehmetçiğe, enkazdan çıkan patlayıcıları,
o sıcak havada taşıma görevi verdiler.

Ne zaman akıllanacaksınız?
Böyle sorumsuzluk olur mu?
Böyle ciddiyetsizlik olur mu?
O çocukların hesabını kim verecek?
Şehitlerimizin ailelerinin yüzüne nasıl bakacaksınız?

Bu olay hiç yaşanmamış gibi davranamazsınız.
Evlatlarımızı tehlikeye atanları bulun, hesabını sorun.
Siz sormazsanız, günü geldiğinde biz sormasını biliriz.

Aziz milletim;
Türkiye bu hafta önemli bir gelişmeye sahne oldu.
Sultan Mehmet Han’ın emaneti Ayasofya,
artık tamamen ibadete açılacak.
Milletimizin bir beklentisi yerine getirildi.
Hayırlı olsun.

Hayırlı olsun ama, işin daha en başında yaptığım bir uyarıyı,
tekrarlama ihtiyacı hissediyorum;
Ayasofya ibadete açılsın, ama siyasete kapatılsın.

Biliyorsunuz;
Sayın Erdoğan, Danıştay’ın kararından sonra ekranlara çıktı ve bir konuşma yaptı.
Bekledim ki;
Milletimizden gelen talep ve beklentiyi,
Siyasetin her kanadından gelen desteği,
Sağduyuyla ve birleştiren bir dille karşılasın.

Yine yapamadı.
Kavgadan beslenen bir ruh haliyle,
Cumhuriyetle bitmeyen kavgasının dışa vurumu niteliğinde,
birleştiren değil, yine ayrıştıran bir konuşma yaptı.

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak değil,
yine Ak Parti Genel Başkanı olarak karşımızdaydı…
Yine olmadı, yine yakışmadı…

Çıktı, utanmadan,
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün,
Cumhurbaşkanlığı döneminde alınan kararı,
hem hukuki bir hata, hem de ihanet olarak tanımladı.

Kendine gel Sayın Erdoğan!
Ağzından çıkanı kulağın duysun.

19 Kasım 1936 tarihinde düzenlenen tapu evrakında,
Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesinden sonra,
yeni Türk devletinin kayıtlarına Ayasofya’yı,
Cami-i Şerif olarak tescil eden ikinci kişi,
o beğenmediğin Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Bu gerçek ortadayken,
öyle hukuki hatadan söz etmek,
daha da ötesi, utanmadan tarihe ihanet yakıştırması yapmak,
makamı ne olursa olsun, kimsenin haddi değildir.

Ayasofya’nın Osmanlı dönemindeki fatihi Sultan Mehmet Han;
Cumhuriyet dönemindeki fatihi de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Topu, gereksiz yere idari yargıya atıp, oradan çıkan kararla,
kendini Ayasofya fatihi ilan etmeye kalkmak ise,
acizliktir, kendini gülünç duruma düşürmektir.

Sayın Erdoğan;
Milletimizin talebiydi, partiler destek oldu, yargı karar çıkardı, iş bitti.
Bütün bunları yapabilme imkanını da,
Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyet verdi.
Mesele bundan ibaret.
Tarihini bilerek konuş.
Makamının farkındalığıyla konuş.

Değerli milletvekilleri,
Demem o ki;
Kimse, bu güzel kararı kirletmesin.
Kimse, Ayasofya üzerinden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına kin kusmaya kalkmasın.

Çünkü onlar olmasaydı,
tapusunda Türk Devletinin mührü bulunan ve Cami yazan bir Ayasofya’mız olamazdı.
Hatta, onlar olmasaydı, Türkiye genelindeki 84.684 camimiz de olamazdı.

Bu işler yapılırken,
tarihi gerçeklere ve kimseyi incitmemeye özen göstermek gerekir.
Devlet insanı olmak da, Cumhurbaşkanlığı makamı da bunu gerektirir.

Allah aşkına;
Sokakta Ayasofya kararı üzerinden kavga eden tek bir Allah’ın kulunu gördünüz mü?
Birbirine hakaret eden tek bir vatandaşımız var mı?
Yok.

O halde, niye böyle bir birlikteliği kirletip de,
devletin zirvesinde, sanki “Kavga varmış” gibi pozlar veriyorsunuz?
Milleti birbirine düşürmeye çalışmaktan hala bıkmadınız mı?

Aziz Milletim;
Önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum:
Biliyorsunuz, Ayasofya’nın ibadete açılması gündeme geldiğinde,
sağlam adımlar atılabilsin diye,
İYİ Parti olarak, bir araştırma önergesi verdik.
Önergemiz, Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

Birçok ülkeden gelen tepkiler üzerine, saray sözcüsü,
batı medyasına bir açıklama yaptı ve dedi ki;
“Ayasofya kararı, muhalefet partileriyle birlikte alındı.”

Öncelikle; kararı siyaset değil, yargı aldı.
Ama devlet aklıyla verdiğimiz önergeye “hayır” dememişler gibi,
şimdi de, desteğimizi kendilerine ekran koruyucu yapıyorlar…

Her zamanki gibi yardım eline tükürmemişler gibi,
şimdi de tükürdüklerini yalıyorlar…

Verdiğimiz önerge işte bu nedenle önemliydi.
Dışarıdan gelebilecek tepkilere, ülke olarak,
ortak bir akıl ve ortak bir dille cevap verebilelim,
bunun üzerine çalışalım diye verdik.

Yani istedik ki, Türk siyaseti, muhtemel tepkilere karşı ağız birliği edebilsin.
Böylece daha etkili ve güçlü bir karşılık verebilelim.

Sultan Mehmet Han fethetmiş,
Mustafa Kemal Atatürk tapusunu Cami olarak işletmiş,
Buna artık kim karışabilir?

Ama devlet değil, çiftlik yönettiklerini sandıkları için,
gelen tepkilere bulabildikleri tek cevap,
“Ama muhalefet de istedi…” oluyor.

İçeride, sanki muhalefet karşı çıkmış gibi, kavga çıkarmaya çalışıyorlar,
Ama sonra gidip Batı’ya “Muhalefet de istedi.” diyorlar,

Çapları işte bu kadar.
Samimiyetleri işte bu kadar.

İYİ Parti, reddettiğiniz o önergeyle ne yapmak istiyormuş şimdi anladınız mı?
Devlet yönetmek, bazen ileriyi görüp, hazırlanmayı gerektiriyormuş, şimdi anladınız mı?

Bu vesileyle, Sayın Erdoğan’a bir çağrı yapmak istiyorum;
Adana Milletvekilimiz Sayın İsmail Koncuk Bey’in başvurusu üzerine,
aynı Danıştay’ın iki yıl önce aldığı bir başka karar daha var.
Deniyor ki;
“Andımız okullarda tekrar okutulsun.”

Eğer, iddia ettiğiniz gibi yerli ve milliyseniz;
Eğer, Danıştay kararları konusunda bu kadar hassassanız;
Eğer, muhalefetin taleplerine bu kadar duyarlıysanız;
bu kararı da hemen uygulamaya koyun.
Evlatlarımızın “Türk’üm” demesinden korkmayın.
Aksine, siz de korktukları şey olun, Türk olun…

Aziz milletim, değerli milletvekilleri;
Tüm bunlar olurken, bir başka idare mahkemesinde devam eden,
bir başka dava daha var…

İstanbul 10’uncu idare mahkemesi,
Sayın Erdoğan’ın çılgınlığı olan, Kanal İstanbul’la ilgili,
daha iki ay önce “Bilirkişi raporu” istedi.

Yani dedi ki;
“Bu işin uzmanları çalışsın ve bize gerçeği anlatsın.
Ona göre karar vereceğiz.”

Yargıya saygı duyan birinin ne yapması gerekir?
Kararı beklemesi gerekir.
Ama Sayın Erdoğan ne yapıyor?
Yargı sürecini görmezden gelip, saman altından su yürütmeye devam ediyor…

Kanal İstanbul çılgınlığındaki rant, öyle bir gözlerini bürümüş ki,
Ne mahkeme tanıyorlar, ne hukuk tanıyorlar…

Dava devam ederken, 100 binlik planlar devreye alındı,
şimdi de, 5 binlik ve binlik planlar askıya çıkarıldı.
30 milyon metrekarelik arazinin satışı yapıldı.
İhaleler sessiz sedasız yürütülmeye devam ediyor…

Ayasofya Fatih’in emaneti denirken,
İstanbul’un da Fatih’in emaneti olduğu unutulup,
yine o beş müteahhide rant yaratma peşinde koşuluyor.

Hayırdır Sayın Erdoğan?
Nedir bu telaşın?
Yargı kararını işine geldiğinde alkışlayıp, işine gelmediğinde yok sayıyorsun.
Nedir bu hukuk tanımazlığın?
Nedir bu rant iştahın?

İstanbul’un su kaynaklarının, 3’te birini yok edeceksin,
farkında mısın?
Tarım arazilerini betona gömeceksin,
farkında mısın?
Millete 75 milyar lira diyorsun ama,
bu yoklukta, bu dar günlerde,
aziz milletimizin hazinesinden yüzlerce milyar lirayı,
bir çılgınlığa heba edeceksin,
farkında mısın?

Elbette farkında!
Farkında ama hala,
Betona gömdüğü ve “İhanet ettik” dediği İstanbul’a,
Göz göre göre ihanet etmeye devam ediyor.

Aziz milletim;
Mesele rant olunca, mesele beton olunca,
Gözünü, kulağını dört açan iktidar,
mesele insan olunca,
görmüyor, duymuyor, söylemiyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.