KULAKLARA KÜPE OLSUN "KADIN " BAŞTACI! | İmaj Haber : İmaj Haber
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 7°C
Parçalı Bulutlu

KULAKLARA KÜPE OLSUN “KADIN “ BAŞTACI!

KULAKLARA KÜPE OLSUN “KADIN “ BAŞTACI!
06.12.2020
113
A+
A-

Türkiye’deki son dönemde artan kadın şiddeti ve cinayetlerindeki artış bir çok kesimden tepki gördüğü gibi üzmekte, Türk insanının bu duruma düşmesi tarih boyunca Türk kadınına değer veren bir milleti derinden etkilemekte. Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi Türk insanının örf ve adetlerinden uzaklaşmasıdır. “Kulaklara küpe olsun” diyerek eski Türklerde kadın ve kadının yeri hakkında iyi düşünmek,algılamak gerekir.

O eski Türk toplumlarında aile en önemli sosyal birlik olduğundan ailenin temelini teşkil eden kadın, Türk destanlarında ve Türk felsefesinde çok önemli bir mertebeye oturtulmuştur. Türklerin kadını öylesine yüce bir varlık haline getiren töreye ve kültüre hayran olmamanın imkanı yoktur. Kadın erkeğin biricik yoldaşı ve çocuklarının anası olmak gibi önemli bir vazife ile görevlendirilmiştir. Daha da önemlisi Türk milletinin tek bereket kaynağıdır. Kendisine verilen bir takım haklardan dolayı hanların, hakanların, cengaverler önünde saygıyla eğildikleri bir şeref abidesidir. Türk destanlarında kadın ilahi bir varlık konumuna gelmiştir. Öyleki erişilip dokunulması, koklanması, kısaca beş duyu ile algılanmasına imkan yoktur. İlk Türk yazıtlarından olan Bilge Kağan kitabesinde Kağan, “ sizler anam hatun, büyük annelerim hala ve teyzelerim prenseslerim” hitabıyla söze başlar. Kadına böylesine bir kutsallık veren de kadının dövülmesinin, horlanmasının da imkanı yoktur. Zaten Türk kültüründe ve destanlarında böyle bir durum göze çarpmamaktadır. Türk destanlarında kadın erkeğin daima yanındadır. Onların güç ve ilham kaynağıdır.
Kırgızlar’ın Manas destanında kadın, evin namusunun koruyucusudur.
Kazaklarda kadına verilen değer şu atasözü ile ne güzel anlatılmıştır “birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik ise kadındır.”
Türklerin kadınlara gösterdiği hürmet yadsınamaz kadınların kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür. Türk toplumlarında Kadınsız bir iş görülmezdi. Kadın erkeğin tamamlayıcısıydı. O sürekli erkeğin yanındaydı. Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu. Tören ve şölenlerde kadın hakanın solunda oturur siyasi idari konulardaki görüşlerini beyan ederdi.
Türk kadını diğer toplumlarda olduğu gibi baskı altında tutulmuyor, aşağılanmıyordu. Kadını yüceliği Altay Dağlarının en yüksek tepesine “Kadınbaşı “ ismi verilerek sanki çağlar sonrasına bir mesaj gibidir.
Türk topluluklarında kadına böyle bir bakış açısı var iken Türk toplumu dışında kalan milletler de kadının durumu acınacak bir haldedir. Türk kızları ve kadınları toplumun şerefli bir ferdinin olarak itibar görmüşlerdir. Türk kadının böyle ihtişam içinde ve saygı görerek yaşaması Türk karakter ve kültürünün yüksek değerini ifade eder.
Türklerde kadın bir insanın kazanabileceği en değerli varlıktır. Kadınlar erkekler gibi savaşır, ok atar, kılıç kuşanır, ata binerdi. Türkler kadınlara “Hatun “ diye seslenirdi. Bu söz “Kraliçe” anlamına gelmektedir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü kadınlara ne kadar değer verildigini çok doğru bir şekilde ifade etmektedir. “Şuna inanmak lazımdır ki dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir” yabancı devletin elçilerinin kabulünde hatun da Hakan’la beraber olurdum kadını yüceliği Altay dağlarının en yüksek tepesine kadın başı atılmıştır Türklerde Türklerde kadın erkekler kadar özgür ve düşüncelerini söyleyebilirdi ne yazıkki Türklere ortaçağ Arap kültürü empoze edilmeye başlandığı andan itibaren kadını değeri kaybolmuştur kadınlarO eski Türk toplumlarında aile en önemli sosyal birlik olduğundan ailenin temelini teşkil eden kadın Türk destanlarında ve Türk felsefesinde çok önemli bir mertebeye oturtulmuştu türklerin kadını öylesine yüce bir varlık haline getiren töreye ve kültüre hayran olmam onu olmamanın imkanı yoktur kadın erkeğin biricik yoldaşı ve çocukları anası olmak gibi önemli bir vazife ile görevlendirilmiştir daha da önemlisi Türk milletinin tek bereket kaynağıdır kendisine verilen bir takım haklardan dolayı anların hakanların cengaverler önünde saygıyla eğil de bir şeref abidesidir. Türk destanlarında kadın ilahi bir varlık konumuna gelmiştir öyleki erişilip dokunulması koklanması kısaca beş duyu ile algılanmasına imkan yoktur. İlk Türk yazıtlarından olan Bilge kağan kitabesinde Kağan, “sizler anam hatun, büyük annelerim hala ve teyzelerim prenseslerim” hitabıyla söze başlar. Kadına böylesine bir kutsallık veren de kadının dövülmesinin horlanmasının imkanı yoktur. Zaten Türk kültüründe ve destanlarında böyle bir durum göze çarpmamaktadır. Türk destanlarında kadın erkeğin daima yanındadır onların güç ve ilham kaynağıdır.
Kırgızlar’ın Manas destanında kadın evin namusunun koruyucusudur.
Kazaklarda kadına verilen değer şu atasözü ile ne güzel anlatılmıştır “birinci zenginlik sağlık,ikinci zenginlik ise kadındır. Türklerin kadınlara gösterdiği hürmet yadsınamaz; kadınların kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür.
Türk toplumlarında kadınsız bir iş görülmezdi. Kadın erkeğin tamamlayıcısıydı. O sürekli erkeğin yanındaydı. Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu. Tören ve şölenlerde kadın hakanın solunda oturur siyasi idari konulardaki görüşlerini beyan ederdi.
Türk kadını diğer toplumlarda olduğu gibi baskı altında tutulmuyor, aşağılanmıyordu. Kadının yüceliği Altay Dağlarının en yüksek tepesine “Kadınbaşı” ismi verilerek sanki çağlar sonrasına bir mesaj gibidir.
Türk topluluklarında kadına böyle bir bakış açısı var iken Türk toplumu dışında kalan milletler de kadının durumu acınacak bir haldedir.
Türk kızları ve kadınları toplumun şerefli bir ferdi olarak itibar görmüşlerdir.Türk kadının böyle ihtişam içinde ve saygı görerek yaşaması Türk karakter ve kültürünün yüksek değerini ifade eder.
Türklerde kadın bir insanın kazanabileceği en değerli varlıktı. Kadınlar erkekler gibi savaşır, ok atar, kılıç kuşanır, ata binerdi. Türkler kadınlara “Hatun “diye seslenirdi bu söz “Kraliçe” anlamına gelmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü kadınlara ne kadar değer verildigini çok doğru bir şekilde ifade etmektedir
“Şuna inanmak lazımdır ki dünya üzerinde gördüğümüz her şey Kadının eseridir” .

Türklerde kadınlar erkekler kadar özgür ve düşüncelerini söyleyebilirdi. Ne yazık ki Türklere ortaçağ Arap kültürü empoze edilmeye başlandığı andan itibaren kadını değeri kaybolmuştur. Kadınlar bu sebepten dolayı seçme seçilme haklarını bile kaybetmiştir. Türkler kendi kültüründen uzaklaştıkça kadınlar farklı kültürler içerisinde kaybolup gitmiştir.
Türk kadınla yeniden önem ve değeri Türkiye cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk geri vermiş ve 1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma , sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclisine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme seçilme hakları 5 Aralık 1934 ‘te Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile tanınarak perçinleşmiştir. Türkiye Fransa ve İtalya’dan 11 yıl İsviçreden ise 36 yıl önce kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ülke olarak tarihe geçmiştir.
Bu sebepledir ki kendi kültürüne dönmedikçe ve öğrenmedikçe bu sıkıntılar yaşanmaya devam edecektir.

Elmas YAĞMUR
Yabanlı Türkmen Oymağı Derneği Genel Başkanı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.