AKŞENER, DAVUTOĞLU'NU ZİYARET EDEREK 'HAYIRLI OLSUN' DEDİ | İmaj Haber : İmaj Haber
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

AKŞENER, DAVUTOĞLU’NU ZİYARET EDEREK ‘HAYIRLI OLSUN’ DEDİ

AKŞENER, DAVUTOĞLU’NU ZİYARET EDEREK ‘HAYIRLI OLSUN’ DEDİ
19.08.2020
74
A+
A-

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, hayırlı olsun dileklerini iletmek üzere Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu Parti Genel Merkezinde ziyaret etti.
Ziyarette Meral Akşener’e Genel Sekreter Uğur POYRAZ, TBMM Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu ve Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat eşlik etti. Gelecek Partisi’nden karşılayan heyette ise Ahmet Davutoğlu ile birlikte Genel Başkan Yardımcıları Neslihan Çevik, Selçuk Özdağ, Selim Temurci, Nedim Yamalı ve Feridun Bilgin bulundular.
Akşener ve Davutoğlu ziyaret sonrası ortak basın açıklaması yaptı. Davutoğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirirken, ziyaretin aynı zamanda Türkiye’nin kritik süreçlerden geçtiği bir dönemde kapsamlı bir istişare yapmaya vesile olduğuna dikkat çekerek, “Akşener bizim şahsi olarak da yakından tanıdığımız 90’lı yıllarda verdiği mücadeleyi de hep takdirle takip ettiğim, daha sonraki dönemde de siyasette hep düşündüğünü savunan, savunduğu konularda da dirayetle karalı bir şekilde duran kimliğiyle Türk siyasetine önemli bir damga vurmuştur, kendilerini ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyorum.
Türkiye maalesef Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtikten sonra Türkiye’de hem sorunlar derinleşti, hem de bu sorunların önünü açacak vizyon üretecek alanlarda ciddi daralmalar söz konusu oldu. Çünkü düşünce özgürlüğünün sınırlandırıldığı bir ortamda, hukuk ve adalet fikrinin zedelendiği bir dönemde ülkeler krizlerle karşılaştığı dönemlerde en büyük tehlike sadece krizlerin varlığı değil, o krizleri aşacak fikirlerin ifade edilebilir ortamlarından yoksun olmasıdır. Medyada bizlere uygulanan ambargo, fikirlerimizin halka iletilmesinde yaşadığımız sıkıntılar Sayın Akşener’in parti kurma sürecinde de yaşanmıştır dolayısıyla tecrübelerini bizimle paylaştı.
Türkiye’de son dönemlerde yaşanan krizlerin arka planı, bu krizlerin çözüm yolları ile ilgili fikir teatisinde bulunduk. Birçok görüşte benzer kanaatlere sahip olduğumuzu ve birlikte çalışmamız durumunda ciddi bir sinerji oluşabileceği kanaati hasıl olmuştur. Böyle dönemlerde siyasi liderlerin çok sık görüşmesi lazım. Sayın Akşener ile arkadaşlarımızla birlikte bugün güzel bir teatide bulunduk. İki ana konuda bundan sonraki çalışmalarımızı odaklaştırmamız gerektiğini düşünüyorum. Bir ülkede krize yol açan politikalar söz konusu olduğunda yanlış yaklaşımlar, yanlış söylemler ve yanlış anlayışlar ortak bir tavır geliştirme kabiliyeti, bu yapıcı muhalefetin bir gerekliliğidir. Biz Türkiye’ye çözüm göstermek için siyaset yapıyoruz bu bağlamda bunda sonra da İYİ Parti ile bizler arasında herhangi bir yeni gelişme olduğunda istişare zemini oluşacaktır.
ORTAK BİR AÇIKLAMA İÇİN SAYIN GENEL BAŞKANA BİRLİKTE ÇALIŞMA TEKLİFİNDE BULUNDUM
Geçen Gün İstanbul kongresinde zikretmiş olduğum bir fikri Sayın Genel Başkanla paylaştım, madem ki, dış mihrak diye bir hayaletten bahsediliyor, bütün Türkiye’deki ekonomideki hatalar göz ardı ediliyor ve bu dış mihraktan söz ediliyor bu dış mihrak bulundu Biden’in açıklamalarıyla. Üç gün önce zikrettiğim teklifi bir kez buradan vurgulamak istiyorum Bu açıklama karşısında Türkiye’yi zan altında bırakan, Türkiye’deki demokratik olgunluğa uygun düşmeyen bu açıklama karşısında bütün siyasi partilerin ortak bir tavır sergilemesi lazım. Ortak bir açıklama için Sayın Genel Başkana birlikte çalışma teklifinde bulundum. Türk demokrasisi onuru ve haysiyeti söz konusu olduğunda ve Türkiye’nin istiklali ve devletimizin onuru söz konusu olduğunda biraraya geliriz, Türkiye’ye dönük yapılacak her türlü müdahaleye örtülü ya da gizli mandacılık olarak görür ona karşı ortak bir tavır sergileriz çağrısında bulunmuştum. Hepbirlikte bu adım atılır ve bu konu kapanır, gündem değiştirme çabalarına son verilir değilse, muhalefet olarak biz bu açıklamayı her zaman yapabiliriz. Bu konuda da Sayın Akşener’e ve heyetine fikirlerimizi aktardık. Çok teşekkür ediyorum burada sayın Akşener’e bir hayırlı olsun ziyaretinde bulundu ama gündemimiz hayırlı olsun ziyaretinin çok ötesinde inşallah bizde iade-i ziyarette bulunacağız. Tekrar teşekkür ediyorum” dedi.
Akşener yaptığı konuşmada, “Gösterdiğiniz misafirperverlik için en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Evimizde gibi ağırlandık. Sizin bahsettiğiniz gibi Türkiye’nin belirli alanlarında ne oluyor ne bitiyor ile ilgili karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk. Esas olan şu, en başında siz ve Sayın Babacan’ın Ak Parti bünyesinde itirazlarınızı dile getirdiğiniz zaman basın mensupları bir soru sormuştu, yeni kurulacak partilere nasıl bakıyorsunuz diye, Ben de, Türk demokrasisinin buna ihtiyacı var alkışlıyorum demiştim aynı yerimde duruyorum. Bir şey daha eklemek istiyorum biz muhalefet partileri olarak elbette oy almak için her seçmene ulaşmak için gayret sarfeden siyasi organizasyonlarız ama Türkiye’de uzun zamandır müştereklerin ortadan kalktığı ki demokrasinin temel ilkesidir müştereklerin öne çıktığı bir rejim olarak tanımlanır, buna karşılık ayrışma noktaları, itilaf noktalarının öne çıktığı bir anlayışla yönetiliyor Türkiye çok uzun zamandır. Biz işbirliği içerisinde rekabet anlayışını bunun hayata geçirilmesinin Türkiye’ye nefes aldıracağına inanıyoruz. Elbette her seçmenin oyunu Sayın Davutoğlu, Sayın Genel Başkan istiyor ben de istiyorum arkadaşlarımın hepsi istiyor ama kırmadan incitmeden rekabetin yapılabileceğini hem sözle hem davranışla göstereceğiz.
SAYIN ERDOĞAN’IN BU KONUDAKİ FİKİRLERİNİ ŞİDDETLE MERAK ETMEKTEYİM
Sayın Davutoğlu’nun söylediği Bide’in sözlerine karşı bir ortak tutum teklifini olumlu gördük. Ben Sayın Erdoğan’ın ne dediğini duymadım. Devlet memurlarını, atanmışları duydum Sayın Erdoğan’ın ne dediğini bilmiyorum şayet Biden’in tutumuna karşı bir fikri varsa Sayın Erdoğan’ın söylesin. Türkiye’ye demokrasi birikimi olan ve mandacılığı kovalamış bir Türkiye’dir. Demokrasi konusunda da son derece hassastır, değişimleri sandıkta bu millet yapar, kararları o millet verir kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir demek mümkündür. Sayın Erdoğan’ın bu konudaki fikirlerini şiddetle merak etmekteyim. Misafirperverliğiniz için, paylaştığınız fikirleriniz için gerçekten çok teşekkür ediyorum. Bu işbirliği devam edecektir” dedi.
Akşener ve Davutoğlu açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin; Kılıçdaroğlu’nun Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı olarak işaret ettiği yönünde tartışmalar var bu konu hakkında ne dersiniz? Sorusuna Davutoğlu, “Bir korkan taraf var bir soru soran taraf var. Biz bu konuda bir taraf konumunda değiliz. Türkiye’de korkudan bahsetmek gerekirse korkuyu tümüyle ortadan kaldıracak bir siyasi iklim şart. Bu soruyu korkanlar kimse onlara yöneltmeniz daha doğru olur. Aslında bütün partilerin bugün sayın genel başkanla Sayın Akşener ile yaptığımız gibi bütün partiler arasında bu görüşmelerin yapılabilmesi lazım. Herkesin nezaketle konuşabilmesi lazım. Bir çok konuda ortak yaklaşım var ama Türkiye’de bu Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği tarzda ittifaklardan bahsetmek için erken. Ne kadar çok siyasi liderler görüşürse buzlar o kadar erir. Türkiye’deki siyasi problemlerin çoğu psikolojiktir ve görüşememekten kaynaklanıyor. Biz muhalefetteki siyasi partiler alarak diyaloglarımızı artırarak Türkiye’deki kaos ortamını dağıtmaya kararlıyız” yanıtını verdi.
SAYIN ERDOĞAN’I DIŞİŞLERİ BAKANLIĞININ ARKASINDA DURMAYA DAVET EDİYORUM
Biden açıklamaları ile ilgili iki tartışma var biri muhalefetin yeterli tepkiyi göstermediği, diğeri iktidar cephesinden biz bunu biliyorduk muhalefette bilmesine rağmen neden sustu yönünde. Sizin İsminiz cumhurbaşkanlığı için çok konuşuluyor bu konudaki değerlendirmeniz nedir? sorusunu ise Akşener şöyle cevapladı:
“Biden hadsiz, yanlış, çirkin bir açıklama yapmış. Ama Tramp da bizzet hem Türkiye’yi hem Erdoğan’ı ahmaklık yama diye çok çirkin iğrenç bir mektup yazdı o mektubu aldılar ceplerine koydular. Düşe düşe Akşener’e pelüş kafalı demek düştü, sonra bir baktım kanka olmuşlar. Şimdi Biden ile ilgili mevzuda Dışişleri Bakanından, Sayın Erdoğan’dan bu konuda bir açıklama duymadım, görmedim. Şahsi ilişkiler güzeldir liderler arasında ama asıl yeri kurumsaldır. Dışişleri Bakanlığının arkasında Sayın Erdoğan’ı durmaya davet ediyorum. Gelinen noktada bir tedbir olarak aşırı dostların arasına girmemenin faydalı olduğunu görüyorum. İşin ciddiyeti şu, kurumsal bir ilişki biçimini devletler arasında Türkiye geliştirmek zorundadır. Dışişleri Bakanlığı uyuyacak Sayın Çavuşoğlu’ndan tek kelime edilmeyecek; vay efendim muhalefet ne yapıyor? Bu sayın Altuğ’un haddi de değildir, hakkı da değildir seçilmiş siyasetçiye hesap sormak. Atanmış bir arkadaşın siyasetçiye düstur çekmesi, ayar vermesi hadsizliktir, gerisini söylemeyim patronu verecek cevabı. Böyle bir şey olabilir mi habire memurlar konuşuyor. Sayın Erdoğan’ın Biden ile ilgili fikirlerini merak etmeye devam ediyorum.
Benimle ilgili sorunuza gelince, rahmetli Demirel’in bir sözü var doğmamış çocuğa don biçmenin doğru olmadığını düşünüyorum, dolayısıyla seçimin olmadığı bir yerde Cumhurbaşkanlığı adayının konuşmanı da hiç doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.”
Davutoğlu’nun aynı soruya yanıtı şöyle oldu: “Biden’in bu açıklamaları muhalefeti ilgilendiren açıklamalar değil sadece bu açıklamalar Türkiye’ye, Türk demokrasisine hakaret. Öncelikle cevap verme sorumluluğu iktidarda olanlarındır. Muhalefet ne diyecek diye bekledik diyorlarsa vazifeyi ihmal vardır burada. Bir başka ülkenin başkan adayı açık bir şekilde Türkiye’ye hakaret ediyor ve iktidarda bulunan Cumhurbaşkanı, bu görevi yürüten Dışişleri Bakanı bunu bir tuzak gibi kullanmayı bekliyorlar. Bu açık bir şekilde vazifeyi ihmaldir. Duyulduğu andan itibaren hepimiz tepki verdik, sesiz kalmadık. Muhalefet sessiz diyenlerin kulakları var ama duymuyorlar, gözleri var ama görmüyorlar. Çünkü onlar kendi dünyalarında apayrı bir yerde yaşıyorlar. Sayın Erdoğan açıklama yapmış değil, Dışişleri Bakanı açıklama yapmış değil diğer açıklamalar siyaseti bağlamaz. Türkiye sürekli itibar kaybına uğruyor. Özrü kabahatinden büyük derler buna.”
Muhalefet olarak Türkiye’nin dış politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Cevaplandıran Davutoğlu “Şimdi biz Gelecek Partisi olarak doğruya doğru yanlışa yanlış demeyi ilke olarak benimsedik. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki politikası doğrudur ve arkasında duruyoruz. Türkiye Akdeniz’in en uzun kıyısına sahip bir ülke olarak Doğu Akdeniz’de Antalya kıyısına sıkıştırılmak istenen bir ülke konumunda kalamaz. Libya ile yapılan anlaşma doğrudur, Libya’daki meşru hükümetin desteklenmesi doğrudur. Mısır’la da görüşülmelidir. Mısır Doğu Akdeniz’de önemli bir konuma sahiptir. Buradaki esas yanlışlık Türkiye’nin şahsileştirilmiş bir dış politika yürütüyor olmasıdır. Tramp’ın Erdoğan beni dinliyor demesi bile imalı olarak başka şeyler ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kimseyi dinlemez, kendi milletini dinler, başkalarıyla müzakere eder. Bugünkü hükümetin takip ettiği dış politika reaktiftir, stratejik vizyondan yoksundur. Noktasal olarak içeride hamasete yönelik bir ortam oluşturmaya yöneliktir. Buradan çıkışın yolu Türkiye’nin özellikle AB, ABD ve Risya, Çin gibi aktörlerle dengeli ilişki bölge de de herkesle konuşabilen bir dış politika ile diplomatik esnekliği artırmak lazım” dedi.
Yarın Merkez Bankası’nın toplantısı olacak dövizin yükseldiği bu dönemde Merkez Bankası’ndan çıkacak sonucu nasıl değerlendiriyorsunuz? Erdoğan salgın kontrol altına alındı diyor doğru buluyor musunuz? Sorusunu cevaplandıran Akşener şu açıklamayı yaptı:
“Merkez Bankası bağımsızlığını, özerkliğini sadece Türkiye’nin para politikalarıyla ilgili bölümünü terk etmiş durumdadır. İktidarın bugün itibarı ile Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminde otur otur kalk kalk pozisyonundadır. Yarın ne karar verilecek bilmiyoruz o nedenle artırır mı, düşürür mü, aynı yerde mi tutar onunla ilgili benim herhangi bir fikrim yok. Arkadaşlarımıza da sordum onların da şu olabilir gibi bir öngörüsü yok.
Salgınla ilgili konuda başından beri bizim siyasi ve muhalefet anlayışımız şu yanlıştır ama böyle yaparsanız doğrudur üzerinden gitti. Maalesef bizim önerilerimizin çoğuna kimse yan gözle bakmadı, gündeme almadı. En başında 15-20 gün tüm Türkiye’de zorunlu karantina uygulanabilseydi, hem ekonomik manada, hem esnaf açız diye bağırmayacaktı hem de ekonomiyi daha iyi yönetecektiniz. Üretimi teşvik eden kararlar alın dedik, buna da kimse uymadı, 5 müteahhide uygun bir paket çıktı. Şimdi anladığım kadarıyla sürü bağışıklığı üzerinden gidiliyor. Bilimsel düşünce tarzı anlık kararla, anlık düzeltmelerle yürümez. Makro plan yaparsınız para mı basacaksınız, basarsınız o plan çerçevesinde ne zaman geri çekeceğinizi ilan edersiniz. Biden sordunuz, ben esnaf gezmekten geliyorum Biden’i duyan yok ne var biliyor musunuz? Açız var, müşterinin alım gücü düşmüş, maliyetler yükselmiş, stopaj uçmuş, elektrik faturaları yıkmış. Millet bize yardım edin derken; Biden’i konuşuyoruz, bir şal örtme sistemi içerisinde gidiyor, onun için bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete pandemi ile ilgili.”
Cumhurbaşkanı ve Hazine Maliye bakanı oturup kafa karışıklıklarını gidermeleri lazım
Aynı soruya Davutoğlu’nun cevabı şöyleydi: “Cumhurbaşkanı ve Hazine Maliye bakanı oturup kafa karışıklıklarını gidermeleri lazım. Kur değişikliği konusunda Cumhurbaşkanı dış mihrakların oyunudur ama Hazine Maliye Bakanı diyor ki, kur oynamalarından rahatsız olmamak lazım Türk lirasının değer kaybetmesi Türk ekonomisinin rekabet gücünü artırır. Burada varsayımda hata yaparsınız sonuç her halükarda olumsuz olur. Eğer kurdaki değişim Türk ekonomisinde rekabeti artırıyor ise Maliye Bakanına soruyorum, niye Merkez Bankasına bu kadar baskı yaptınız? 95 milyar dolarlık rezervi harcadınız. Cumhurbaşkanına sormak lazım eğer dış mihraklarsa, dış mihraklar mı Merkez Bankasına talimat veriyor, siz veriyorsunuz. Verdiğiniz her talimat ekonominin dengelerini bozuyor. Reel faiz enflasyon aleyhine ise piyasa faizi ile merkez bankası faizi arasında açık olmuşsa yine oynar. Mesele şu, bugünkü iktidar bir tiyatro oynuyor ekonomiyi ve dış politikayı senaryosunu kendileri kurdukları zaman öyle cereyan edeceğini zannediyorlar. Merkez Bankasının ne açıklayacağından daha çok bu kafa karışıklığının Türkiye’de ne tür felaketlere yol açacağına bakmak lazım. Kafaları karışık, bilgileri yetersiz, istatistikleri güvenilmez, dayandıkları zemin zayıf.
Pandemi konusunda Gelecek Partisi olarak kapsamlı bir tedbirler paketi açıkladık. Burada en önemlisi ne biliyor musunuz, bu hükümetin bilmediği, yapmadığı, bilimsel düşünmediği için hiç gündeme almadığı kurumsal aklı yok ettiği için hiç gündeme getirmediği bir alan var, etki analizi. Etki analizi şudur, aldığınız kararın sonuçlarını öngörmeniz ve o sonuçlara göre kararınızı revize etmeniz, ya da devam etmeniz. Okulların ne zaman açılacağı hala belirsiz. YKS sınavının ne zaman yapılacağı konusunda muğlaklık oldu. Bugün pandemi ile ilgili yönetimin en büyük zaafı bir etki analizi olmaması, iki fırsatçılık. Geniş halk kesimlerine hibe verin dedik. Onlar kredi veriyorlar. Şu anda verilen krediler üzerinden geçici yalancı bahar yaşanıyor ama daha sonra bankalar ödenmeyen kredilerle hepsi krize girer. Sağlık çalışanları büyük baskı altında, veriler paylaşılmıyor ben biliyorum profesörler veriye ulaşamamaktan şikayetçi. Her şeyden önce bir ekonomi bir yönetim krizi var.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.