AKŞENER, UĞUR DÜNDAR'IN SORULARINI YANITLADI | İmaj Haber : İmaj Haber
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Sağanak Yağışlı

AKŞENER, UĞUR DÜNDAR’IN SORULARINI YANITLADI

AKŞENER, UĞUR DÜNDAR’IN SORULARINI YANITLADI
25.01.2020
180
A+
A-

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Gazeteci Yazar Uğur Dündar’ın sunduğu “Demokrasi Arenası” programına konuk olarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

İstanbul Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde çekilen ve Tele 1 TV’den canlı yayınlanan programda Akşener, başlıca şu konulara değindi:http://imajhaber.com

SARAY KENDİNE PARALEL EVREN OLUŞTURUR
“Damat beyin ve iktidarın açıkladığı verilere bakarsanız her şey harika. Enflasyon düştü, faizler düştü, dolar yerinde duruyor. Ama ben Antalya’dan 10 ilçemizi dolaşarak geldim. Birincisi ekonomik alandaki iktidarın söylediği müthiş haberlere rağmen halk pahalılıktan şikayetçi. İkincisi çok ilginçtir ki Antalya göreceli zengin bir ilimizdir ama buna rağmen vatandaşımız için doğalgaz zammı, elektrik zammı, tarımsal ürünlerin para etmemesi, ‘Herşey Dahil’ sistemiyle turizmin esnafa hiçbir katkıda bulunmaması büyük problemler.
Sanayi tesisi yapıp oraya istihdam yaratmak yok, teknoloji transferini Türkiye’ye getirmek yok, teknoloji merkezleri oluşturmak yok. Ne var? sadece kutuplaştırma var. Kötü bir dil var ve diğer taraftan da her şey güllük gülistanlık diyen bir iktidar var. Ama bu böyle olur saray denilen kavram öyle bir şeydir ki saray kendi kendine bir hayat tarzı oluşturur. Saray kendi bürokrasisini oluşturur. Saray kendi paralel evrenini oluşturur. Saray halktan koparır ve sonuçta halkın taleplerini, acılarını duymaz”
ÇOK İYİ REKABET YAPARIM
“Antalya’da ilçeleri ziyaret ederken merak etmeyin ben gideceğim ağalar peşimden gelecek, seçmen velinimet olacak dedim. Bugün AK Parti’den herkes orada, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu dahil hepsi Antalya’da. Ben çok iyi rekabet yaparım ama onlar benden farklı bir iş yapmışlar. Sadece teşkilatlarını gezmişler ama en azından o benim gittiğim ilçelere de gitmişler”
KÜÇÜK ORTAK BİRÇOK HASSASİYETTE AKP DİLİNE EVRİLDİ
Millet ittifakı ile Cumhur ittifakı arasında bir fark var. Cumhur ittifakı ilk önce kurulan ve İki partinin liderleri arasında kurulan bir ittifak ve mezara kadar bir ittifak. Zamanla tabanların birleştiği ve talepler üzerine kurulmuş bir ittifak değil. Tabanların taleplerinin şekillendiği bir ittifak da değil. Öyle bir duygusal bir ittifak ki iki lider arasında, mesela Atatürk ile ilgili birçok konuda hassasiyetlerin AKP diline evrildiğini görüyorsunuz. Andımız konusunda verilen araştırma önergesini AKP’liler reddetti, küçük ortak ise çekimser kaldı. Halbuki en büyük Atatürk’tür, andımızdır. Millet ittifakı ise ağırlıklı olarak seçmenin talepleri üzerine Türkiye’nin huzuru, Türkiye’nin bu gerginlik ortamından kurtulması ve bir güç birliği, işbirliği şeklinde kuruldu. Daha ilginci yani mezara kadar büyük bir duygusal sistem içerisinde değil son derece gerçekçi rasyonel bir sistemde kuruldu.

ERDOĞAN’IN GERÇEKLERLE YÜZLEŞMESİNİN ÖNÜNDE PROFESYONEL BİR KADRO VAR
İyileştirilmiş güçlendirilmiş parlamenter sistem, İYİ Parti’nin uzunca bir zamandır söylediği ve %64’lere varan bir oranda vatandaşımızın talep ettiği bir sistem. Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi olmadı. Adalet gitti, demokrasi gitti ve bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştırılmış bir yönetim anlayışı ortaya çıktı. Bunun adına siyasi literatürde hükmetmek deniyor. Sultancıl rejim, seçimli monarşi deniyor. Ben diyorum ki, parlamenter sisteme sayın Erdoğan döndürecek, şayet eski gerçekçiliğini, vatandaşı görme niteliğini kazanır ise eli mahkum. Çünkü, Sayın Erdoğan ne zaman seçim yapacaksa, kesinlikle matematiksel olarak seçilemeyecek. Sayın Erdoğan’ın gerçeklerle yüzleşmesinin önünde profesyonel bir kadro var.”
ÜÇÜNCÜ BİR YOLU İNŞAA EDİYORUZ
Geçmişte bir sağ sol ekseni vardı solun renkleri vardı sağın renkleri vardı ama 21 yüzyılda Twitter’ın hayatımıza girişi, medyanın hayatımıza girişi, dijital teknolojinin, İnternet’in hayatımıza girişi ile buradaki alanlar kapandı. Genç neslin talepleri, Türkiye’ye bakışı, hayattan beklentileri de çok farklılaştı. Biz kendimizi Milliyetçi, Demokrat, Kalkınmacı diye tanımlıyoruz. Dolayısıyla bu merkezdeyiz. Şimdi uzun bir zaman başarılmış bir kutuplaştırma siyaseti var. Fakat bugünün Türkiye’sinde ve dünyasında artık bu mümkün değil. Dolayısıyla “Yeni bir dil lazım cancağızım, yeni bir tavır lazım cancağızım” dönemindeyiz. Biz bu yüzden üçüncü yolu takip etmeye çalışıyoruz. O da nedir? Bu tarafla, o taraf arasındaki orta yol. Biz hangi siyasi parti oy verirse versin Türkiye’de yaşayan bütün seçmenlere velinimet olarak bakıyoruz.
ERKEN SEÇİM GÖRMÜYORUM
Ben erken bir seçim görmüyorum. Daha doğrusu okuyamıyorum. Sayın Erdoğan’ın 2023’e kadar zamanı var. Bugün itibariyle de Sayın Erdoğan’ın matematiksel olarak da seçilemeyeceği ortadadır. Dolayısıyla Sayın Erdoğan’ın bu zamanı kullanabileceğini düşünüyorum.
FETÖ İLE MÜCADELE SULANDIRILMAMALI
FETÖ ile mücadele sulandırılmamalıdır. İktidar partisi başta olmak üzere muhalefet partileri de dahil FETÖ ile ilgili mücadelede bir ciddiyet ihtiyacı var. Muhalefet partileri bu konuda üstüne düşeni yapmaya çalışıyor. Çünkü biz İYİ Parti olarak hem FETÖ’nün siyasi ayağı araştırması için bir araştırma önergesi verdik. AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi. Daha sonra bu yurtta sulh Konseyi ile ilgili bir araştırma önergesi verdik o da reddedildi. Büyük bir ciddiyet içinde çaycı çorbacının dışında gerçekten bu işin beyni olanların, gerçekten bu işi organize edenlerin üzerine gidilmeli ve onlarla mücadele edilmelidir.
BIRAKIN HİZMET ETSİNLER
Seçmen Sayın İmamoğlu’nu, Sayın Mansur Yavaş’ı seçti bırakın hizmet etsinler bırakın sözlerini yerine getirsinler. Bırakın bu çalışmaları bakalım nasıl yapacaklar oy veren seçmeni mutlu edecek, sözlerini yerine getirecek davranışlar hizmeti yapacaklar mı yapmayacaklar mı? Ona seçmen karar versin.
SEÇMENİN SESİ DUYULMUYOR
2017’de yapılan referandumda yalan söylendi. Dendi ki; ekonomi çok daha iyi olacak, uçacağız, her şey fevkalâde güzel olacak. Bu parlamenter sistem bizim ayağımızda pranga. Bize o zaman yalan söyledi biz de o zaman dedik ki; bununla birlikte Milletvekilleri seçilecek ama kıymeti harbiyesi kalmayacak, seçmeni ile olan ilişkilerinde kopukluk olacak. Çünkü seçmeninin derdine bakan bir siyasetçi olmayacak. Nitekim bunlar yaşanıyor. Bugün seçmenin sesi duyulmuyor.”
KAHİRE DEĞİL, ANKARA ÖĞRETİSİ OLMALI
Sayın Erdoğan’ın Saray sistemi içinde dış politikada da sevdiği insanlar var, sevmediği insanlar var. Şimdi dostluk kurmak iyi bir şey kişisel dostluklar Türkiye’nin çıkarları için kullanıldığı zaman harika bir şey ama o dostluklar kişisel sorunlar üzerinden dış politika yürütülmez. Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının bakış açısı Kahire öğretisidir. Biz de İYİ Parti olarak diyoruz ki Türkiye’nin dış politikadaki bakış açısı merkezi Ankara öğretisi olmalıdır. Yani Atatürk’ün çizdiği o dış politika vizyonu olmalıdır.
TÜRKİYE’DE LİYAKAT YOK
Devleti yönetme de aranan bir unsur olarak insanlarda liyakat aranması değil tam tersine sadakat aranması ortaya çıktı. Kime sadakat? Reis’e ya da damada sadakat. Şimdi böyle bir liyakat usulünün ortadan kalktığı, sınav sisteminin her dakika değiştiği ve o sınıflar arası geçirgenliğin ortadan kalktığı bir Türkiye’de, dün benim doğduğum şartlarda bugün doğan bir çocuğun, bu sistemle yolun kendisine açık olması imkansız.
İSTANBULLU’NUN SADECE %30’U KANAL İSTANBUL’A EVET DİYOR
Kanal İstanbul’la ilgili partimiz adına bazı sorular sorduk; Böyle bir projeye Türkiye’nin ihtiyacı var mıdır? Bu projeye bir talep var mıdır yani böyle bir proje olsun diye bir talep var mıdır? Bu proje yapıldığında işsiz gençlerimize istihdam alanı mı yaratacaktır, sanayimize büyük bir ivme mi kazandıracaktır? Tarımımızı mı kalkındıracak gibi sorularımız var. O sorulara maalesef cevap alamadık. Kanal İstanbul’un iki meselesi var. Bunun birincisi yandaşlara, yani sevdiklerine rant aktarmak, bir rant projesi. İkincisi ise yine bu proje üzerinde Türkiye’yi kutuplaştırmak. İstanbul’da anket yapıldı. Çok ilginçtir %30 kanal İstanbul’a evet demiş %70 hayır demiş. Bana verilen ankette durum böyle. Kutuplaştırmalardan insanlar bıktı. Dolayısıyla bu defa o kutuplaştırıcı başarı referansı ile Sayın Erdoğan inatlaştığı her eylem ve tutumda Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili mesafesini iyice çoğaltıyor.
AKLIMIZ ELAZIĞ’DA İKEN SİYASET KONUŞMAK OLMAZ
Program sırasında Elazığ’da meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremle ilgili gelişmeleri de takip eden Akşener, Parti teşkilatlarının oluşturdukları yardım konvoylarının deprem bölgesine gönderildiğini duyurarak, Uğur Dündar’a, “Aklımız oradayken burada siyaset konuşmak olmaz” diyerek programı bitirmeyi teklif etti. Depremde fazla can kaybının olmaması temennisinde bulunan Akşener, ölenler için salonda bulunanları Fatiha okumaya davet etti.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.