Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu basın açıklamasında bulundu | İmaj Haber : İmaj Haber
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 6°C
Kar Yağışlı

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu basın açıklamasında bulundu

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu basın açıklamasında bulundu
08.12.2020
55
A+
A-

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahnet Davutoğlu basın açıklamasında bulundu

Aziz vatandaşlarım;

Hepinizi saygıyla muhabbetle selamlıyorum. Gününüz ve haftanız hayırlı olsun.
Tüm dünyayı sarsan koronavirüs salgını, ülkemizde de maalesef en yüksek seviyelerde seyretmeye devam ediyor. Uzun süre gizlendikten sonra açıklanan vaka sayıları ile Avrupa’da birinci ve dünyada ise ilk beşte yer alan ülkelerden olduk.
Bildiğiniz gibi, 27 Kasım Cuma günü yaptırdığım covid-19 testim, pozitif çıkmıştı. Doktorlarımın tavsiyesi ile o günden bugüne, evimde karantina altında tedavime devam edildi. Allah’a şükürler olsun ki bugün, karantina sürecim tamamlanmış oluyor.
Öncelikle yaşamakta olduğum rahatsızlık nedeniyle sözlü, yazılı ve görsel mesajla geçmiş olsun dileklerini ileten ve dualarını esirgemeyen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Ülkemizin her köşesinden ve dünyanın farklı coğrafyalarından gelen samimi mesajlar bu süreçte en büyük destekçim oldu.
Rahatsızlıkları nedeniyle tedavileri süren tüm vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum. En kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyorum. Cansiperane mücadelelerine devam eden sağlık çalışanlarımıza teşekkürü bir kez daha borç bilirim. Allah yardımcıları olsun.
Bu arada maalesef dün akşam bu konuşmayı hazırlarken eşim Sare Hanımın yaptırmış olduğu testin de pozitif çıktığı bilgisini aldık. Genel durumu iyi. Onun için de sizlerden dualarınızı istirham ediyorum.
Ayrıca hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza, yüce Allah’tan rahmet geride kalanlara sabır diliyorum.

Değerli Vatandaşlarım,

Son tetkiklerimde, hastalığın doğal belirtisi olan halsizliğimin devam etmesine rağmen genel bulgularımın normale dönmesi ve bulaşma riskinin ortadan kalkmasıyla hem genel sağlık durumum hakkında sizlere bilgi vermek; hem de yaşanan salgın nedeni ile esnafımızın içine düştüğü zor durum ve milyonlarca vatandaşımızı yakından ilgilendiren 2021 yılı asgari ücretinin belirlenmesi hususunda partimizin fikirlerini sizlerle paylaşmak istedim.
Ülke genelinde karantina günlerinin başlaması ile muhtemel sokağa çıkma kısıtlamalarının veya bireysel izolasyon sürecinin devam edebilme durumunu göz önünde bulundurarak, canlı yayın ekibi olmaksızın tek başıma yürütebileceğim bir yayın sistemini oluşturmuştuk. Bugün, bu sistemi kullanarak kimsenin sağlığını tehlikeye atmadan sizlere sesleniyorum. Bugün olduğu gibi, ilerleyen günlerde de gerek olduğu durumlarda bu sistem üzerinden sizlere seslenebileceğim.

Kıymetli Kardeşlerim,
Karantinamın son gününde yaşamakta olduğum rahatsızlığın etkileri devam ederken sizlere hitap etme ihtiyacımın temel sebebi dar gelirli vatandaşlarımızın bu zor günlerde karşı karşıya kaldığı sıkıntılardan duyduğum derin üzüntü ve sorumluluktur.
Son aylarda ülkemizin farklı köşelerine yaptığım ziyaretlerde dar gelirli vatandaşlarımızın, esnafımızın, işçilerimizin, çiftçilerimizin ve işsiz vatandaşlarımızın dertlerini diz dize göz göze dinleme imkanı buldum.
Depremin yıldönümü dolayısıyla ziyaret ettiğim Düzce’de borçlarını ödeyemeyen Ferda Gül isimli bir esnafımızın intihar sonucu hayatını kaybetmesini duymak yüreklerimizi burmuştu. Bugün her yerden benzer haberler almanın ızdırabını yaşıyoruz.
Onurlu bir hayat standardı dışında bir talepleri olmayan bu insanların çaresizlikten intihara kadar yöneldikleri bir ortamda bizlerin kayıtsız bir şekilde günlük hayatımızı devam ettirmemiz mümkün değildir.
Buradan açık ve net bir şekilde bütün bu kararların nihai yetkilisi ve süreçlerin nihai sorumlusu olan Sayın Cumhurbaşkanına seslenmek istiyorum.
Sayın Cumhurbaşkanı,
Siyasete başlarken ve makam basamaklarında birer birer yükselirken savunduğunuz bütün değerleri birer birer unuttunuz.
Vefayı, tevazuu, diğergamlığı, yolsuzluklara karşı mücadeleyi, kamu malını gözetmeyi, şeffaflığı israftan kaçınmayı, yasaklara karşı tam ve eksiksiz özgürlüğü, adaleti, vatandaşların eşitliğini önce zihninizde, sonra vicdanınızda ve nihayet hayatınızda bir kenara ittiniz; sonra da tümüyle unuttunuz.
Kibri, şatafatı, israfı, egoyu, akraba kayırmacılığını, hukukun kişilere göre farklı işlemesini, yolsuzlukların meşru kılınmasını günlük siyasetin doğal bir parçası haline getirdiniz.
Bütün bunlar günü geldiğinde mutlaka önünüze gelecek konulardır.
Ancak unuttuğunuz en önemli husus nedir biliyor musunuz?
İçinden çıktığınız geniş halk kesimlerinin halini unuttunuz.
Onlar sizi bu yolculuğa ellerindeki tek yüzüğü bağışlayarak çıkarmışlardı; yolun sonunda siz onları yaşamakta olduğu onurlarını zedeleyen yoksullukla başbaşa bıraktınız. Kendinizi saraylara, gözlerinizi gerçeklere kapattınız.
Şimdi gelin, halka acı reçete vermeden önce sorumlusu olduğunuz acı gerçekleri bir görün.
Asgari ücretle ilgili kararı bu acı gerçekleri görerek alın.
Topu hiç komisyona falan atmayın; nihai kararın size ait olduğunu herkes biliyor.
Aziz Milletim,
Yüreğim yanarak söylüyorum, Ülkemizde çalışma çağındaki her 10 kişiden 3’ü işsiz. Sofra küçülürken sofraya oturanlar artıyor.
Türkiye’nin en önemli ekonomik sorunu işsizlik ve gelir dağılımındaki bozulmadır.
Geniş tanımlı işsizlik ve iş kaybı oranının %30’u aşması artık neredeyse her evde üretimden kopmuş ve hayallerini yitirmiş bir aile bireyi olması anlamına geliyor.
Reel ücretlerdeki düşüş ile, çalışan bireylerin de ailesinde bakmak zorunda olduğu kişi sayısı ve sorumlulukları artıyor.
Başka bir deyişle sofra küçülürken sofraya oturanlar artıyor.
Türkiye’de asgari ücret düzeyinin 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının altına düşmüş olması bu gerçeği yüzümüze vurmaktadır.
Buna ilaveten Türkiye’de ücretsiz izine çıkarılmış ve asgari ücretin yarısından azı ile evinde açlığa mahkûm edilmiş milyonlarca insan vardır.
Asgari ücret çalışanlarımız için yaşam standardı haline dönüştü.
İşsizlikte tablo böyleyken maalesef çalışanlarımız da çarpık gelir dağılımının kurbanı olmuş durumda.
Nüfusun en zengin yüzde 10’unun geliri Avro bölgesi ortalaması seviyesindeyken en alt gelir dilimindeki 16 milyon insanımız Vietnam koşullarında bir yaşam sürdürmeye çalışıyor.
Tüm tartışmalar asgari ücretin düzeyi üzerinden yapılmakta ise de asıl sorun gelir için alt sınırı oluşturması gereken asgari ücretin Türkiye’de yaşam standardı haline gelmiş olmasıdır.
Çalışanların yarısı asgari ücretle çalışmakta, çalışanların ortalama ücreti ise her geçen gün asgari ücrete yaklaşmaktadır.
AK Parti-MHP koalisyonu ülkemizi üç yılda yoksulluğu milletimizin yaşam biçimi haline getirmiştir.
Gelecek Partisi olarak özenli bir çalışma ile vatandaşlarımızın derdine derman olmasa da en azından bu zam yağmuru altında biraz daha korunaklı hale gelebilmeleri için Asgari Ücret çalışması yaptık.
Bu şartlarda asgari ücrete artık sadece “en düşük ücret” olarak bakmak doğru değildir.
Asgari ücretlinin reel geliri düşerken, oluşan korkunç işsizlik nedeniyle, asgari ücretlinin üzerindeki ekonomik yük ve sosyal sorumluk artmıştır.
Toplumun geniş kesimlerini daha yakından ilgilendiren gıda enflasyonunun son 1 yıllık artışı %21’yi geçip, üretici enflasyonu %23’e ulaşıp yeni fiyat artışları yaratmaya gebe iken, asgari ücret tartışmalarını resmi %14’lük TÜİK enflasyon verisi üzerinden tartışmak fakirin azalan ekmeğinden yapılacak hırsızlıktır.
Gelecek Partisi olarak önerimiz;
Öncelikle bütün çalışanlara yönelik olarak, asgari ücret tutarı için tüm vergi, prim ve diğer yükler devlet tarafından yüklenilmesidir.
Bundan sonra vatandaşın cebine doğrudan girmesi gereken Asgari ücret” net 3,300 TL” olarak belirlenmelidir.
Böylece işveren üzerindeki yükü fazla arttırmadan devletin karşılayacağı vergi sayesinde Asgari ücretle çalışanlar en azından açlık sınırının üzerinde belirlenen bir ücret ile 2021’e başlama fırsatına sahip olabileceklerdir.
Buna ek olarak işveren tarafından yüklenilen sosyal güvenlik sigortası primi 4,5 puan indirilmeli, istihdamın üzerindeki yükler azaltılarak işsizliği azaltıcı tedbirlere öncelik verilmelidir.
Kimse popülizm yapıldığını iddia etmesin.
Asgari ücretin net ödenebilmesi için işçinin yükünün kaldırılması, bütçe imkanları çerçevesinde mümkündür.
Bütçe üzerindeki net yükü milli gelirin %1’ini aşmayacak bu tasarrufun yapılabileceği kalemleri eğer isterlerse tek tek kendilerine verebiliriz.
Hükümetin “acı reçeteyi” önce kendine uygulaması halinde bütçede fazlasıyla yer vardır.
Merak etmesinler, bunları uygulamaları halinde, Milletin Meclisi yerine TÜSİAD’ın, TOBB’un ve yarı sivil STK’ların kapısında aradıkları güveni piyasa onlara sağlar.

Değerli vatandaşlarım,
Yaşanmakta olan salgının en fazla etkilediği diğer bir toplum kesimi ise Esnaflarımızdır.
Ben çocukluk ve gençlik yılları esnaflar arasında geçmiş bir esnaf çocuğuyum.
Hayatıma rehber olan helal rızk, tevazuu, diğergamlık, dürüstlük, yardımseverlik, paylaşma, infak gibi ahlaki ilkeleri de baba dostu esnaflardan öğrendim.
Onların onurlarına nasıl düşkün olduklarını, borcunu ya da kirasını ödeyememe korkusu taşıdıklarını, itibarlarını canlarından üstün tuttuklarını ben yaşayarak öğrendim.
Onun için bugün okuduğum her esnaf intiharı teşebbüsünde bir baba dostunu kaybetmiş olmanın ızdırabını yaşıyorum.
Esnafın huzurlu olmadığı bir toplumun omurgası sarsılır, dengesi bozulur.

Değerli vatandaşlarım,
Bilindiği gibi Covid-19 salgını bütün dünyada ciddi ekonomik sonuçlara yol açtı.
Vatandaşının onurlu yaşama hakkına saygısı bulunan hemen her devlet, bu süreçte 3 aşamalı destekler açıkladı.
Bu desteklerden ilki doğrudan destekler, ikincisi vergi ertelemeleri ve işsizlik fonu destekleri, üçüncüsü ise kredilendirme oldu.
Türkiye maalesef doğrudan desteklerde dünyada vatandaşına en az destek veren ülkelerden biri oldu.
Millî gelirin %0,4’ünü aşmayan bu destekler AB ülkelerinin nerdeyse 10’da biri tutarında oldu.
Daha salgının başında ikinci dalganın gelme ihtimali bilinirken,
İlk dalgada karşılaşılan olağanüstü duruma dahi ekonomik destek üretmekte zorlanan hükümet,
Bir yandan medyada “görev savma” kabilinden evde kal çağrıları yaparken, diğer yandan verdiği desteklerin yetersizliği yüzünden mecburen aldığı erken açılma kararı ile vatandaşlarını adeta kaderine terk etti.
Kıymetli arkadaşlar esnafı “bankaların” kapısına bırakıp gidenler affedilir mi?
Faiz lobisi argümanları ile hamasi nutuklar attıktan sonra esnafı faiz canavarına mahkum eden Sayın Erdoğan bu vahim tablonun hesabını nasıl verecek?
Nisan-Mayıs aylarında verilen kredilerin geri ödemesi için banka kapılarında %20-25 faizle ne yapacağını şaşırmış esnafa dişe dokunur herhangi bir destek açıklamadılar.
Kamu alacakları için ilan edilen yeniden yapılandırmadan faydalanmak isteyenlere, esnafın mevcut vergi ve primlerini bile ödeyemediğine bakmadan, Ocak ve Şubat ayında hemen ilk taksitleri yatırma şartı getirdiler.
Maalesef ekonomi bildiklerini zannederek ülkeyi bir ödemeler dengesi krizinin eşiğine getirenler;
-Devletin kaynaklarını hesapsızca çar çur etmiş,
-Kara günler için biriktirilen kaynakları bile eritmiş,
-Merkez Bankasının yedek akçesini sıfırlamış,
-Dış kaynak bulmakta zorlandıkları için, daha salgın öncesinde bile zorda olan esnafı kriz ile baş başa bırakmışlardır.
Esnafa “hibe desteği” verilmeli diye daha salgının başında 23 Mart’ta çağrıda bulunmamıza rağmen,
-Bir yandan kredi kullanan esnaflar ağır kredi faizlerini dahi ödeyecek parayı bulamamış,
-Bir kısmı ise mali durum yetersizliği gerekçesi ile bu ağır faizli kredilere dahi ulaşamamıştır.
İktidarın ekonomideki cehaleti yüzünden zaten zor günler yaşamakta olan esnaf için salgın maalesef işin tuzu biberi olmuş, koşullar katlanılamaz hale çoktan gelmiştir.
Bir yandan evine ekmek götürmek için çabalayan, diğer yandan kazandığı zaman verdiği vergi ile devleti ayakta tutan esnaf, bugün zor günleri yaşıyorsa, ihtiyacı olan desteği almak da en tabii hakkıdır ve almalıdır.
Bu çerçevede Gelecek Partisi olarak daha salgının başında, esnafımız için hazırladığımız önerilerimizi güncelleyerek tekrar hatırlatıyoruz;
1. Esnafın kira, elektrik, su, doğalgaz gibi genel giderlerinin yarısı salgın süresi sonuna kadar devlet tarafından üstlenilmeli, yarısı için de 1 yıl ödemesiz ve faizsiz kredi desteği sağlanmalıdır.
2. Geliri olmayan işletmelerin tüm vergi ve sigorta yükümlülükleri salgını sürecinin bitimine kadar durdurulmalıdır.
3. Tüm işletmeler için kira stopajları salgın dönemi boyunca kaldırılmalıdır.
4. 17/04/2020 tarihinden sonra işe girmiş̧ ve/veya ücretsiz izne gönderilmiş̧ çalışanların da 7244 sayılı kanun kapsamına alınarak Nakdi Ücret Desteğinden faydalanması sağlanmalıdır.
5. Salgın süreci kapsamında SGK prim ödemesi tahakkuk ettirilmemiş̧ çalışanlar için emekliliğine ilişkin sigorta priminin devlet desteğine alınması ile emeklilikte gün kaybının önüne geçilmelidir.
6. Aynı şekilde işverenler için de salgın sürecindeki BAĞ-KUR primleri hibe destek kapsamına alınmalıdır.
7. Vatandaşlarımızın 7256 sayılı yasa kapsamına giren borçlarının ödeme başlangıç̧ tarihleri 1 yıl ertelenmeli ve 60 eşit taksite bölünerek ödeme kolaylığı sağlanmalıdır.
8. Maliye e-haciz işlemini 1 yıl boyunca uygulamamalıdır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklara ilişkin icra takipleri de durdurulmalıdır.

Değerli vatandaşlarım,

Gelecek Partisi olarak;
İlk günden bu yana ekonomide aşılamayacak hiçbir sorun olduğunu düşünmüyoruz.
Ancak sorunları çözmek için liyakate, ciddiyete ve ahlaka ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Sorunları çözmek için öncelikle tam demokratik bir hukuk devletine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
İktidar liyakati, ciddiyeti ve kendilerini bağlayan kuralları sevmiyor.
Biz yaptığınız ettiğiniz şeylerden sizin adınıza utanmaktan usandık ama siz yanlışta ısrardan bıkmadınız,
Milletimiz adına bu zor günlerde doğrudan Sayın Cumhurbaşkanına bir kez daha sesleniyorum,
Asgari ücreti, vergilerini de tekrar düzenledikten sonra net olarak 3.300 TL’ye muhakkak çıkarınız.
Sağa sola, yandaş müteahhide, israf yatırımlarına, çarçur ettiğiniz kaynaklarımıza dağıttığınız rakamlara göre 3,300 TL devede kulaktır.
2021 senesinde ümidimiz;
-Milyonlarca asgari ücretlerinin 3,300 TL net ücret ile girmesi ve vergi yükünden kurtulması,
-Kaderine terk edilmiş Esnafımızın ise en azından şu salgın süreci sonlanana kadar nefes alabilmesidir.
BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN??
Asgari ücretle onurlu bir şekilde hayat sürdürmeye çalışan değerli vatandaşlarım,
Esnaf kardeşlerim,
Bilin ki, herkes sizleri unutsa dahi biz asla sizleri unutmayacak ve sizlerin haklarını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz.
Bu ümit ve kararlılıla Hepinizi Saygıyla Selamlıyorum,

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.