Cumhurbaşkanı Erdoğan: En dost bildiklerimiz bile nüfusun artışına karşı çıkıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Hane İslam Eserleri Sergisi’nin açılışının ardından sanatçı ve katılımcılarla bir araya geldi.

Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Erdoğan, Taha suresinden ayetler okudu. Erdoğan, soruları yanıtlamadan önce katılımcılara hitaben konuştu.

Katılımcıları selamlayan Erdoğan, bu tarihi mekanda bir arada olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışını yaptıkları Hane İslam Eserleri Sergisi’nin hayırlı ve uğurlu olmasını dileyerek, bu kıymetli serginin İslam sanatlarına, özellikle de hat ve tezhibe gönül verenler için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu, Albayrak Grubu’na teşekkür etti.

Erdoğan, eserleri tek tek gördüğünü ve incelediğini belirterek, “Hakikaten her biri çok titiz bir emeğin, seçkin bir üslubun ve göz nurunun meyvesi olarak bu tarihi yapıyı süslüyor. İstanbul’daki vatandaşlarımızı ve imkanı olan herkesi Hane İslam Eserleri Sergimizi ziyaret etmeye davet ediyorum. Çizgileriyle ruhumuzu mesrur ve mesut eden hat ve tezhip sanatçılarımızla birlikte sergimizin küratörünü de canıgönülden tebrik ediyorum.” diye konuştu.

“İSTANBUL HAT VE TEZHİBİN BAŞKENTİ HALİNE GELMİŞTİR”

Minyatürden ebruya, kalem işinden çiniye, hüsn-i hattan tezhibe gelenekli İslam sanatlarının hem inancın hem medeniyetin derinliklerini, güzelliklerini göstermesi bakımından çok önemli olduğuna işaret eden Erdoğan, “Bunlar Müslümanların sahip oldukları yüksek estetik şuurun somutlaşmış, eser haline gelmiş, görünür olmuş, vücut bulmuş şekilleridir. Tabii İstanbul özellikle kutlu fetihten sonra hat ve tezhibin adeta başkenti haline gelmiştir. 15’inci asırdan itibaren Ali bin Yahya es-Sufi, Şeyh Hamdullah Efendi ve Hafız Osman Efendi gibi büyük ustalar burada dünyanın en müstesna eserlerini verdi. Bu eserler gerek İstanbul’umuzda gerekse gönül coğrafyamızda camilerimizi, mescitlerimizi, pek çok mimari şaheserimizi süsledi.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ömrünün 60 yılını hat sanatına vakfeden ve geçen sene ebediyete uğurlanan, “Hattatların Reisi”, merhum Hasan Çelebi üstadın da bu abidevi şahsiyetlerden biri olduğunu söyledi.

İnşa edilen ilk ibadethane olan Kuba Mescidi dahil Türkiye’de ve yurt dışında 75’in üzerinde caminin Çelebi’nin eserleriyle tezyin edildiğini dile getiren Erdoğan, Çelebi’nin kabrinin nur, mekanının cennet olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar İslam sanatlarına katkı veren tüm büyüklere Allah’tan rahmet diledi.

Hat ve tezhip gibi İslam sanatlarının emek ve sabır isteyen, devamlılık gerektiren alanlar olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hasan Çelebi Hocamızın tabiriyle bunlar günde 30 saat çalışmayı zaruri kılan sanatlardır. Bu sanatların yaşatılması, özellikle teknoloji ve dijital kültürün gelenekli sanatlarımızı tehdit ettiği bugünlerde çok ama çok önemlidir. Sizler, her biriniz bu noktada çok ağır bir yükü omuzluyor, sanatla birlikte kemalat yolculuğumuzu da sürdürüyorsunuz. Sizler sadece bu sanatları icra etmiyor, aynı zamanda bu sanatın neşet ettiği tarihimize, kültürümüze ve medeniyetimize vakıf oluyorsunuz.

Şurası da unutulmamalıdır. Kadim tarihimizde, özellikle oradan süzülüp gelen kültürel mirasımız ancak yeni nesillerin ekleriyle zenginleşir, kökleşir, yaşar ve süreklilik kazanır. İşte bugün burada olduğu gibi sayfalara özenle nakşedilen her bir şekil aynı zamanda geçmişle gelecek arasında yeni bir köprü oluşturuyor. Sergimizdeki eserleri bu bakımdan ayrıca değerli ve anlamlı bulduğumu bilmenizi isterim. Gelenekli sanatlarımızı öğrenen, icra eden ve öğreten her bir kardeşimi tebrik ediyor, çalışmalarınızda Cenabıallah’tan muvaffakiyetler diliyorum.”

“NESLİMİZİ ÇOĞALTMAMIZ GEREKİYOR”

Erdoğan, daha sonra soruları yanıtladı. Erdoğan, sunucunun “Sizi eş, evlat, dede ve baba olarak da tanıyoruz. Bu kimliklerden hangisi size kendinizi en iyi hissettiriyor?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Her şeyden önce tabii dedeyim. 9 tane de elhamdülillah torunum var. İnşallah. O da fakir için ayrı bir güzellik. Biliyorsunuz, devamlı söylediğim bir söz var: ‘En az üç çocuk’ diyorum. Bu tabii güçlü bir ailenin olmazsa olmazı. Neslimizi çoğaltmamız lazım. Bu neslin artması lazım. Bu tabii bizim arzumuz değil; Rabbimizin emri. Sevgili Habibi’nin bizlere sürekli olarak tavsiyesi: “Diğer toplumlara karşı ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim.” diyor Peygamberimiz. Öyleyse bunun yerine gelmesi lazım. Bunun için de biz aile derken buradan hareket ederek geçtiğimiz yılı Aile Yılı olarak ilan ettik. Ve Aile Yılı olarak bu adımı atmamızın da esbab-ı mucibesi; özellikle bir halkı Müslüman olan topluluk olarak bunu hiç tereddütsüz bu nesli ülkemizde çoğaltalım istiyoruz.”

Erdoğan, “Genç nüfusun tehlikeye gireceğini ne zaman ve nasıl gördünüz?” sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

“Yani bunu gördük ama hâlâ biz bir netice almış değiliz. Şu anda gelişmeler iyi değil. En yakınlarımızla sohbet ederken bile bakıyorsunuz onlar da maalesef nüfusun artışına karşı çıkıyorlar. Bu da bizi tabii ciddi manada üzüyor. Ve şu anda en dost bildiklerimiz bile nüfusun artışına karşı çıkıyor. Tophane-i Âmire’deki bu buluşmamız nüfusun artışı noktasında yeni bir adıma vesile olur. Şu an itibariyle elhamdülillah bizim ailede şu anda gelişme iyi. Bundan dolayı da mutluyum.”

“TORUNLARIMLA İYİ MUHABBETİM VAR”

Bir üniversite öğrencisinin “Torunlarınızla günlük yaşam, kültür ve sanat üzerine sohbet eder misiniz?” sorusuna ise Erdoğan şöyle yanıt verdi:

“Şimdi bu sabah en küçüğüyle iyi bir muhabbetim oldu. En küçüğü şu anda 2 yaşında. Bununla görüşmemi yaptım ve öyle ayrıldım. O da Baykar Grubu’nun bir yavrusu. Ve hamdolsun o muhabbet bize ayrı bir dinçlik veriyor. Rabbim buradaki bütün kardeşlerime de aynı muhabbeti evlatlarından ve torunlarından almayı nasip etsin. Onlar bizi gerçekten dingin kılıyor.

Sunucunun, “Yıllar önce bir sergide size rehberlik ederken dilim sürçüp ‘hocam’ demiştim. Siz de ‘Bundan daha güzel hitap olur mu?’ demiştiniz. Sanırım siz bende hep böyle öğretici bir etki bıraktınız…” demesi üzerine Başkan Erdoğan, “Bundan daha güzel makam olur mu?” diye yanıt verdi.

“TARİHİMİZİ İHMAL ETMEYELİM”

Bir katılımcı ise “Sanat yatırımlarının dünya sahnesinde nasıl karşılık bulduğunu ve Türkiye’nin konumunu nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?” sorusunu yöneltti.

Erdoğan, “Tophane-i Âmire’nin hizmete girmesi bile bizler için gerçekten çok çok önemli. Yani bu tür eserler eğer hizmete girmemiş olsaydı biz bugün burada böyle bir toplantıyı yapamayacaktık. Ama bu eserin hizmete girmiş olması böyle bir toplantıyı burada yapmamıza da vesile oldu. Buradan kimler geldi, kimler geçti… Buranın tabii tarihi de bizim için çok çok önemli. Onun için de biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak kültür yolu etkinliklerini bu noktada çok çok önemli görüyorum. Ve ben şu anda bu eserin girdisi ve çıktısıyla burada yapılan bütün etkinliklerin ülkemizin geleceğine yönelik önemli adımlar oluşturduğunu görüyorum. Bu eserler asla ihmal edilmemeli. Bunun hesabını veremeyiz. Yani bugün bizim bir Süleymaniye’miz, bir Sultanahmet’imiz varsa, bunlar hâlâ yaşıyorsa, bunlara eğer biz gereken önemi vermezsek kısa bir süre sonra buraların da maalesef yok olmaya yüz tuttuğunu görecektik. Ama şu anda görüyoruz ki 23 yıllık iktidarımız döneminde bu eserlerimizde yaptığımız bütün restorasyonlar, renovasyonlar, bütün bunlar; gerek yurt dışından gelenler gerek ülkemiz insanları için buraları ayakta tutmamızın neticesidir. Başta Sultanahmet olmak üzere Süleymaniye olmak üzere buralardaki sahiplenme hamdolsun gelecek nesillere bir mirastır. Fatih öyledir, Eyüpsultan öyledir. Yeni eser olarak bir Çamlıca böyledir. Ve bütün bunlarla birlikte bu eserlerimizi bizim çok diri, geleceğe taşımak için de her türlü yatırımı yapmamız gerekir diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“ESERLERİMİZİ SERGİLEYECEĞİZ”

Bir başka katılımcının “Sanatçılardan sık sık eserler aldığınızı biliyoruz. Bu eserleri ileride bir koleksiyon, sergi ya da müzede toplamak gibi bir düşünceniz var mı?” sorusuna karşılık Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Bizlere hediye edilen bütün eserleri Kasımpaşa’da, şimdi fakirin adına kurduğumuz bir müzemiz var, oraya koyacağız. Bu müzemizi yıl sonuna kadar… Yani bu yılı bitirdik de artık, önümüzdeki yıl sonunu bulmayız inşallah. Orada eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı vardı. Bu Kuzey Deniz Saha Komutanlığını biz ele aldık, orayı tamamen restorasyonunu bitiriyoruz. Orası da adeta harabeydi. O harabe yeri, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nı, gerçekten şimdi muhteşem bir eser olarak ele aldık. Orayı düzenledik ve bitirmek üzereyiz. Orada bütün bu eserleri, fakire ne hediye ettilerse; ister hat olsun, ister kitaplar olsun, ister diğer türlü her türlü eser olsun… Bunların hepsini orada inşallah sergileyeceğiz. Ve orayı da bütün halkımıza açmak suretiyle, oradan hepsinin istifade etmesini sağlayacağız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir